Haymanahaber.com da Ağabeyim Ramazan Yılmazın Haymanadaki açılışlar ile ilgili yazdığı bir yorum ve o yoruma bir kardeşimizin verdiği cevap üzerine benim de adım geçtiği için bir yorum yazayım dedim, ama limit sınırını aştığı için yorumu haymanahabere gönderemedim, buraya yazı olarak yazmayı uygun gördüm.
Haymanalının, Haymanalıların gelişmesini, ilerlemesini, büyümesini, yükselmesini, oğmasını, kendi kendini aşmasını istemeyen ve hep ön planda ben olayım, başkaları beni takip etsin, beni geçmesin, yardım olmak yerine köstek olmayı meslek haline getiren, küçük olsun benim olsun zihniyetini taşıyan Haymanalı insanlar vardır. Bu hastalık; hem Haymana içerisindeki sözde söz sahipleri olan bazılarında mevcut olduğu gibi, Haymana dışında olan bazı insanlarda da mevcuttur. Bunun yegâne nedenlerinin başında cehalet, kültür zaafiyeti, yani kültürlü olmamaları gelir.
Ben ön planda olayım diğerleri bana tabi olsun enacılık zihniyetinin ürünüdür. Ama yalanlarını da bizleri tanıyan kişilerin yanında icra etmekten geri durmazlar ve işte şöyle oldu da şu sebepten böyle oldu gibi ipe sapa gelmez dalaverecilikle insanları kandırmaktadırlar. Kısacası Haymanalıların bir işinin olumlu sonuçlanmasından rahatsız olan ve engelleyen böyle cahiller grubu vardır. Sözde delikanlı geçinirler ama yaptıkları delikanlıktan öte birşeydir. Bunun yanında bazı cahiller de ne oldum delisi gibi, kendilerini bir şey zannederek ve de mütevazi görünerek, aslında içlerindeki kibirleri hareketleri ile yansıtırlar, insanların telefonlarına dahi cevap verme gereğini duymazlar.
Yapmadığı halde valla billa ile yemin ederek, filan fişmekan için şunu bunu yaptım ama karşıma şu engel çıktı diye yalan söylerler. Yüce Allah Kuran-ı Kerim Saff Suresi 2. Ayetinde mealen Ya eyyuhellezine amenü lime tekülüne ma lü tefalün(e)/Ey İman Edenler niçin yapmadığınız şeyi söylersiniz buyurmaktadır. Demek ki bırakın Arapça Orijinalini, Kuran-ı Kerimin melalini dahi okumuyorlar. Okusalardı böyle palavralar atmazlardı. Bunları söylerken, tahsil hayatını dile getirip, küçümsediğimden değildir. Zira tahsilli olup ta cehaletini sergileyen cahiller de elbette vardır. Mesela 1999 yılında; Sayın Mustafa Namalın geçmiş dönemindeki Belediye başkanlığı sırasında tavasutta bulunarak bürokraside yükselmesini sağladığı bir bürokrata, Ankaralılar Derneği yönetim kurulu ziyarette bulunmuştu. Sohbet (konuşma) esnasında o sıralarda da yerel ve genel seçim süreci olması nedeniyle, konu siyasetten açılıp Sayın Mustafa Namalın RPden aday olduğu kendisine söylenince, sanırım benim Haymanalı olduğumu da bilmediği için Neeee Mustafa Namal RPden mi aday oldu diye sorduktan sonra, Sayın Namala ağza alınmayacak küfürler eden,kendimi tanıtıp yaptığı küfürlerin hoş olmadığı kendisine hatırlatıp, kendisini kınayan bazı sözler sarf ettiğimde de mosmor kesilen tahsilli cahillerimizin de olduğunu belirteyim. Orada ona verdiğim cevabı burada yazmama gerek yoktur, sonra övünüyor derler. Sayın Namalın benim akrabam olması hiç önemli değildi.
Akrabam olmasaydı yine söz konusu tepkimi gösterecektim. Çünkü bu bir erdemlik görevidir. Bunu da 13 yıl sonra ilk defa konu olduğu için burada yazıyorum. Sayın Namalla da bir menfaat ilişkim de yoktu. Ayrıca ona hesap vermek veya laf götürüp getirme fesatlığını da (kovuculuk) yapmak durumda açıklamak zorunda da değildim. Zaten o hengâmede, o kişiye ben gerekli cevabı vermiştim. (Söz konusu tahsilli zatın Oyacanın Haymanadan ayrılması için cahilce el altından elinden geleni ardına bırakmadığını, bizzat belediye başkanı Sayın Duran Özkan Bey ağzından kaçırmıştı. Aynı zat-ı muhteremin sonraki yıllardaki bir genel seçim sürecinde, yine Haymanalı olan bir bayan ile aday adayı olduklarında özgeçmişlerinde Haymanayı özenle sakladıkları cehaletini gösterdiklerini de cümle alem biliyor. Yani özgeçmişlerinde Haymana doğumlu veya Haymanalı olmayı belirtmemelerinin altında büyük aşağılık kompleksleri yatıyordu. Sanki millet enayi idi bu durumu bilmiyor sanıyorlardı. Demek istediğim her ne kadar şimdiye Haymana kaderinde kültürsüz cahiller söz sahibi olmuş ve Haymana hep geride kalmış ise de; böyle bazı tahsilli cahiller de vardır. Ama bu gerçek olan bir şeyi asla ortadan kaldıramaz. Aynı zatın, bir hemşerimizin mütevazi ve alçak gönüllüğü olması vesilesiye ona yakın olmamızı hazm edememiş ve 2007 genel seçimlerinde Gölbaşında bizim memuriyete yerleştirdiğimiz bir hemşerimizin kendisini tanıtması ve benden bahsetmesi üzerine; ha o Yusufun seçim günü ampullerinden biri patlayacak sözlerini söyleme cehaletini göstermiştir.
Ben her ne kadar hiçbir partiyle alakam olmazsa da ve sandık başına gitmezsem de, kendisinin partisi, Haymanalı 3 adaya rağmen Haymanada nal toplamış ve yüzde 15i aşmamıştı. Ampul patlaması olarak bahsettiği siyasi rakibi ise, Haymanada Türkiye ortalamasının üzerinde yüzde 68 oy almıştı. Bazı Haymanalıların ellerinde her türlü imkân ve yetki bulunmasına rağmen, yardımcı olmak istemedikleri hemşerilerimize çamur atıp ikide bir İşte efendim kendi hatası diyerek ucuz maskelerin altına sığınma karaktersizliğini göstermişlerdir. Diyelim ki bir hemşerimizin hatası veya haklı tepkisi oldu. Peki, bu tepkilerden önce hiç ortada tepki filan yokken niçin o hemşerilerimizin işlerine taş koymuşlar veya imkânlarına rağmen yapmamışlardı? Bazıları yarım depo benzin parası hesabı yapmışlar veya canları istememiş, bazıları da benim önüme geçmesinler, benden ileri olmasın küçük hesaplarını yapmışlardır. Yine başka cahil kimseler de; Ankaralı ve Haymanalı sivil toplum örgütlerinin hemşerileri için yaptıkları çabalara da engel olma şerefini! göstermişlerdi.
Bunların tek nedeni vardır: Cehaletlerinden dolayı komplekse girmeleri ve bu kompleksliklerinden dolayı da ezilmeleri, ileride siyasete girerler ve başımıza bela olurlar, bu yüzden hep bana bağlı kalsınlar anlayışıdır. Bunun başka izahı olamaz. Bu nedenle Haymana için istikbal vaad eden hemşerilerimizin siyasetteki yer almak istemelerini, Haymanaya ve Haymanalılara zarar verme pahasına engellemişlerdir. Diğer taraftan inancı gereği siyasete girmeyen ve siyaseti girmeyi sevmeyen hemşerilerimize de aynı cehaleti sergilemişlerdir. Yine bazı cahil kişiler kendi köylüleri tarafından onlara filan hemşerimiz belediyede personel müdürü oldu sözleri karşısında yok canım filan kişiyi kim müdür yapar, mümkün değildir diye hayatında dünya makamı olan müdürlüğü görmemiş zavallığını göstermişlerdir. Ancak personel müdürlüğünü hemşerisine çok gören ve tanımadığı bu hemşerisi için yok ya kim onu müdür yapar diyen zavallılar, o hemşerimizin o müdürlükten önce Bağ-Kur ve SHÇEK Genel Müdürlüklerinde İl Müdürlüğü (eski ünvanı bölge müdürlüğü) yapmış birisi olduğunu bilmiyorlardı. Ama bir müdürlük koltuğu o zavallı insanlar için çok büyük bir makam idi. Halbuki en büyük makam Yüce Allahın yanındaki takva makamıdır, ama cahil insanlar bu dünya makamına öyle taparcasına bağlanmışlar ki, hele biraz da rant getirileri varsa, bu dünyayı ben yarattım zehabına kapılmışlardır. Allahı ve ahireti unutmuşlar, kötülük için yarışmışlardır. Buna karşın; bir hemşerisinin bileğinin gücü, bilgi ve tecrübesinden dolayı kendisine rica edilerek zorla getirilerek atadıkları makamları çok görüyorlar.
Böyle insanlar hemşerilerine hiç yardımcı olur mu? Atasözü ne diyor, Keser Döner, Sap Döner, Bir Gün Hesap Döner anlayışını hiçbir zaman unutmuyoruz. Gerek bürokraside, gerek siyasette, ellerinde imkanları olduğu halde hemşerilerimize köstek olanlardan o hesapların sorulacağı günler çok yakındır inşallah. Demirden korkan trene binmez hesabı, biz Allahtan başka başkalarından korksaydık, iki defa memuriyetten atılmazdık, iki kuruluşta toplam 7-8 vilayete sürülmezdik. Yetmedi daha üst makam vereceklerini bildiğimiz halde, o makamları elimiz tersi ile itip tepki ve protestomuzu göstermezdik. Hangi delikanlı daire başkanlığı makanının üstü olan genel müdür veya yardımcılığı verileceğini bile bile kendini ateşe atar. İşte biz bunu yaptık. Ama cehennem ateşi değil, dünyalık firavunların zulümlerinin ateşine kendimizi attık ve zerre kadar da pişman değiliz. Çünkü aksisi kendi kendimizi inkâr anlamını taşırdı. Ancak Mazlumun ahı, indirir şahı (yerde kalmaz) ilkesini de hep görüyoruz ve Yüce Allah nasıl da ortaya koyuyor ve inşallah daha çok göreceğiz. Yüce Allah bazı insanları ikaz etme işaretini veriyor ama, dünya malına öyle bir tapmışlar ki, gözleri dünya malı ve makamı yüzünden kararmış hiçbir şeyi görmüyor. Yüce Mevlamın ikazlarını da ya anlamıyor, ya da anlamamazlıktan geliylor.
Eğer namertlerden korksaydık, inandığımız yolda, mezhepçi, laik ve mason siyasetçilerin marifeti ile iki defa memuriyetten atılmazdık. Bunda da asla ve asla pişmanlık duymadık. Aksine Yüce Rabbimize hamdolsun İslami hassasiyet konusunda daha da bilincimiz arttı. Haymana ve Haymanalılar; cahillerin zihniyetinden muhakkak kurtarılacaktır. Bunu önce Yüce Allahın izni ve kendi gücümüz ile yapacağımıza da inanıyoruz. Mahkeme kadıya mülk değildir. Gerektiğinde bu mülkü alaşağı etmesini de biliriz. Halkımız kimin ne olduğunu gayet iyi biliyor ve bilmeyen halkımızın hepsini de inşallah aydınlatacağız. Haymana halkınını bilmediği bazı şeyleri de inşallah onları aydınlatıp yapılan iğrenç ve basitlikleri öğrenmelerini sağlayacağız. Kendi haris emelleri ve güdük koltukları uğruna feda ettikleri Haymanayı ve Haymanalıları feda ettirmeyeceğiz, Haymanalıları ezdirmeyeceğiz. Şimdiye kadar bu işlerden uzak durmaya çalıştık, kimseye karışmadık, tarafsız olmaya özen gösterdik. Bundan sonra tarafsızlık yoktur, taraf vardır. Bu taraf ise; doğruluk, hakkaniyet ve adalet ölçüsü, insanlarımıza karşı şefkatli ve merhametli olarak yaklaşmak, birimiz hepimiz için, hepimiz birimiz için düsturu içerisinde hareket etmemiz gerektiğine inandığımız taraflılıktır. Cahiller durmadan iyi insanların yoluna dikenler ve taşlar yığsın farketmez.
O yolları da aşacak nice cevherler ve iyi insanlarımız vardır. Kafalarında sadece Haymanayı en iyi yere, en yükseğe taşıma arzuları ve birikimleri vardır. Ama sanırım şimdilik ortaya çıkma gereğini duymuyorlar. İşte yukarıda saydığım cahiller bu cevherleri hep arka planda itmeye çalışmışlardır. Neymiş efendim, Haymana merkezde tabanları yoktur kandırmacalığını yapıyorlar. Haymana halkı bilinçli ve akıllıdır. Gerekirse babasının oğlunun kıçına dahi tekmeyi atar ve doğru ve adil insanlara sahip çıkmasını bilir. Bunu her seçimde değişik bir şekilde karşımıza çıkan tablolardan da zaten anlaşılıyor. İşte biz ortaya çıkmamış cevherlerin insanlarımızın yanında yer almak ve onları desteklemek boynumuzun borcudur.
Bize gelince; inancımız gereği siyasete girmediğimiz ve put yemininden uzak olmamız gerektiğini iyi bildikleri için bizleri adam yerine koymayan ve bırakın sahip çıkmayı kösteklemeyi yeğleyen cahillerden, bu hareketlerinin hesabını soracağız, onlar da vereceklerdir. Bu hareketlerini de kendilerine pahalıya ödettirereceğiz. Sevgili Ramazan abi, tabi olarak kişiler bazında konuya ele almadığı için bir konuya değinmiştir. Bir hemşerimiz de ona cevap vermiştir. Yorumda benim de adımın geçmesi üzerine, her ikisinin de kafalarında soru işaretlerinin kalmaması için bu yazıyı yazmak zorunda kaldım.
Aynı zamanda elbise içerisinde olduklarını iddia eden bazı insanların da, aslında iddia ettikleri gibi elbiseler içerisinde olmadıklarını ve elbiselerin boş olduğu bilinsin diye yazdım. Sonuç olarak şu üç günlük fani ve yalan dünyada; kötü insan nitelemesi 'Ceyarvari tiplerin (JR) ( Lary Hagman)ın yanında değil de, iyi insan nitelemesi Bobby Ewing ( Patrick Duffy) yanında yer almamız ve onları desteklememiz gerektiğini tüm hemşerilerimizin bilmesi gerekir. Tabi bu teşbihte hata olmasın, öyle bir örnek verdim. Biz doğru insanların yanında yer alıp, onları destekleleyeceğiz ki, doğruluk eksenini bulsun. Bu konuda ulu ikballerine halel gelmesin diye çekineceklere bir çift sözüm vardır: Korkunun Ecele Faydası Yoktur. Üç günlük dünya saltanatı ve parası için, kendinizi gizlemeyin, kötülerin garnitörü olarak yem olmayınız. Bu size, bize, Haymanaya ve Haymanalılara zarar vermektedir. Medeni cesaretlerinizle ortaya çıkın ve pahalıya mal olsa da dik durunuz. Çünkü bu size insani ve en önemlisi de İslami bir şahsiyet kazandırır.