Önce şunu belirtmemde yarar vardır.
Türkiye, yıllar sonra ilk defa, askerlerin baskısı olmadan, milletin hür iradesi ile 12 yıllık temel eğitim yasasına sahip olacaktır. Bunu belirttikten sonra, şimdi 8 yıllık temel eğitim cinayetinin geçiş sürecini anlatayım. 1996 yılında kurulan Refahyol hükümetinden çok önce de eğitimle ilgili tartışmalar devam ediyordu. O yıllardaki İslami uyanış ve Müslümanların mensup oldukları İslam dinini daha iyi anlayıp yaşama, daha dindar olma arzuları; İslam düşmanı bazımahfilleri çoktan rahatsız etmeye başlamıştı. Hele İmam Hatip Lisesi öğrencilerinin Üniversite sınavlarında Türkiyede her sene 1. lik ve diğer dereceleri almaları, bahsettiğim kesimleri iyice kudurtmuştur. 28 Şubat 1997 tarihinde toplanan MGKnda askerler, 8 yıllık zorunlu kesintisiz eğitim uygulamasının başlatılması görüşünü zorla dikte ettiler. Dönemin Başbakanı Prof. Dr. Necmeddin Erbakan da zorunlu 8 yıllık eğitim uygulamasına sıcak bakıyordu.
Ancak gelişmiş ülkelerdeki eğitim modeline uygun olan 5+3 şeklinde kademeli olarak uygulanması görüşünü ortaya koyuyordu. Aynı görüşte olan Hükümet'in DYP kanadı, dayatmalara fazla direnemedi. Askerler ise; 8 yıllık kesintisiz eğitim isteklerinden bir türlü vazgeçmiyorlar, bu konuda ısrar ve baskı yapıyorlardı. Haziran 1997'de bu talebi gerçekçi bulmayanErbakan Hükümeti istifaya zorlandı. DYP Genel Başkanı Tansu Çillere Parlamento çoğunluğunun destek vereceği kamuoyuna deklare edilmesine rağmen, dönemin cumhurbaşkanı olan Demirel, teammüllere aykırı olarak hükümeti kurma görevini ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz'a verdi. Böylece maşa olarak kullanılacak olan Mesut Yılmaz, 8 yıllık zorunlu kesintisiz eğitim uygulamasını sağlayacaktı. M. Yılmaz Hükümeti kuruldu. M. Yılmaz "Siyasi hayatımamal olsa bile bu yasayı çıkaracağım" diyordu.
Aslında Onbaşı Mesut Siyasi hayatıma mal olsa da Kuran Kurslarını ve İmam-Hatip Liselerini kapatacağım demek istiyordu. Onbaşı Mesut; Hacı Bektaş-ı Veliyi yıllık anma toplantısı için gittiği Nevşehir'in Hacıbektaş ilçesinde, kalabalığı görünce coşmuş ve size hediye ile geldim Kuran Kurslarını ve İmam Hatipleri kapatma olan 8 yılık zorunlu eğitim müjdesi ile geldim demişti. Nitekim Genel Başkanı olduğu partisi ANAP, bir sonrakiseçimde Müslüman milletin inancına karşı yaptığı olumsuz icraatı ile cezasını çekti ve seçimlerde barajın altında kaldı. Yasa; yaz tatili olmasına ve Meclis'te çokbüyük tartışmalara rağmen, 16 Ağustos 1997'de TBMMde kabul edildi.
1 gün sonra da S. Demirel'in alelacele imzalaması ile 17 Ağustos 1997'de Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe girdi. Millet, yangından mal kaçırırcasına yapılanları çok manidar bulmuştu. 4+4+4 eğitim yasasının TBMMde görüşüldüğü bugünlerde; bazıları, bu yasanın çıkmaması için ellerinden geleni yapıyorlar. Her zaman yaptıkları gibi ve alıştıkları gibi kaba kuvvet, velvele, şamata ve gürültü ile işi halledeceklerini sanan kaba siyasiler ve onların arka bahçesi eylemci STÖleri, ortalığı birbirine kattılar. Siyasiler mecliste kaba kuvvetin en alasını yaparken; yandaşları STÖleri de Ankaranın cadde ve sokaklarını savaş alanına çeviriyorlar. Çıkarttıkları gürültü ve kaba gücün yanında, eğitime katkı sağlayan herhangi bir ilmi görüş ve delili de ortaya koymaktan acizdirler. Ancak eğitim gibi önemli bir konunun sokaklarda bağırma ile ortalığıdöküp yıkmakile halledilecek bir konu olmadığını bir türlü idrak edemiyorlar. İş yerinden balkondan izlediğimiz eylemciler için, yanımda bulunan bir arkadaş bana hitaben sayın başkan belki sen yanlış anlarsın ama bunlar hak arayışındalar, polisin bu kadar su sıkması ve biber gazı atması, insan haklarına aykırıdır dedi.
Ben de peki sevgili kardeşim, 1998 yılında benim 2 çocuğum Merkez İmam Hatipte okurken cuntacıların emri ile çıkartılan 8 yıllık zorunlu eğitim yasa cinayetine karşı Kızılayda hepsi de öğrenci velisi olan insanların katıldığı miting yapılmıştı. Mitingbitince olaysız bir şekilde dağılmakta olan bizlere tazyikli su sıkan ve arkama gelip, p.p.ma copu vuran polisin yaptığı insanlık mı idi? Üstelik biz veli idik, bunlar ise belli bir ideolojinin kaşarlanmış mensuplarıdır. Üstelik Yarasa Mesut,omitinge katılan ben dahil herkese Yarasa demişti, dedim. Arkadaş bana sen de haklısın demek zorunda kaldı. 28 Şubat postmodern darbenin bir dayatması olan 8 Yıllık Zorunlu Eğitim Yasa Cinayetinin çocuklara büyük zararı oldu, meslek liselerinin eğitim hayatı karartıldı. Çocuklarımıza çok zarar verdi? 1998 yılından beri bu ülkenin çocukları başıboş bir eğitimin sonucu olarak, sadece sınıflarda boş vakitler geçirdiler. Bu nedenle 8 Yıllık Zorunlu Eğitim Yasa Cinayetinin teorik olarak eğitime hiçbir katkısı olmamıştır. İslam düşmanlığı inatları yüzünden; ilim yok edildi, eğitim heba edildi.
Onlara göre bu ülke, bu ülkenin kalkınması ve bu ülkenin çocuklarının gelişip kalkınması değildi, bilakis onların cahil yobazlıklarının egemen olması idi. Tarih bu tür yobazlıkların ve tutumların, ülkeleri nerelere götürdüğünü örnekleri ile doludur. Bu inatları yüzünden, eğitim ve öğretim, 14-15 sene kaybetti. Bunun sorumluluğunu kim taşıyacak? Mesut Yılmaz hükümetine ve dönemin YÖK başkanı Kemal Gürüze emirler vererek, hem 8 yıllık zorunlu eğitimin, hem de meslek liseleri aleyhindeki katsayı farkının çıkartılmasına neden olan dönemin Genel Kurmay 2.Başkanı Orgeneral Çevik Bir mi? Yarasa Mesut mu sorumluluğu kabul edecektir? Çevik Bir daha sonraki dönemde bir demecinde, basının dolduruşuna geldik demiştir. Bir eğitimci olarak âcizane görüşüm sistemin 5+3-4 şeklinde olsaydı daha iyi olurdu diye düşünüyorum.
Bunun da önemli bazı sebepleri vardır. Ancak bir köşe yazısı kadar uzun bir açıklaması vardır. İlköğretimin yine eskisi gibi 5 yıl olması, ilköğretim orta kısmının 3 olarak sınırlandırılması ve ortaöğretim lise kısmının da 4 yıl olarak düşünülmesinde büyük yararlar vardı. Ancak 4+4+4 sistemini düşünen eğitimcilerin ve Sayın Başbakan ile Milli Eğitim Bakanı Sayın Ömer Dinçerin açıklamalarında bir haklılık payları vardır. 4+4+4 sistemine muhalefet edenlere bir sözüm olacaktır: Ülkenin hayrına şimdiye kadar hangi icraatın altına imzanızı attınız. Şayet ideolojik inattan arınmış, gerçek bir hizmet aşkı ile dağarcığınızda bu konuyla ilgili bir birikim varsa, bunu millet ile paylaşmanız halinde milleti de sevindirecektir. Böylece ülke çocuklarını en iyi şekilde yetiştirecek mükemmel bir eğitim ve öğretim sisteminin getirilmesine katkıda bulunmuş olacaksınız.
Ama sizin böyle hizmet aşkınızın olacağını hiç sanmıyorum. Çünkü Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetindeki yıkıcı ve eylemci Öğretmenler Sendikasının secaatlarını görsel ve yazılı medyada görüyoruz. Kıbrısı Rumlara teslim etmek uğruna her naneyi yediklerini, ne istedikleri de anlaşılmayan, nayır nolamazcıların yandaşlarının başka kabiliyletleri yoktur. Bazılarının yırtınarak, değişmesini istemediği, 28 Şubat cuntacı zihniyetin ürünü olan 8 yıllık kesintisiz zorunlu eğitimin amacına ulaşmadığı gibi, her açıdan olumsuz sonuçlara neden olmuştur.
Aklıma gelen bazı olumsuz sonuçlarını buraya aktarayım. 1- Meslek liselerinin ülkemize yapacağı hizmetlerin önüne geçen bir uygulama oldu. 2- Bu eğitimin sonucunda, İmam Hatip Liseleri'nin orta kısımları kapandı. 3- En önemlisi de bu uygulama yüzünden; meslek liselerinde eğitim seviyesi düşmüştür. Sadece meslek liselerinde değil, her alanda eğitimin kalitesi düştükçe düştü. 4- Kur'an Kursları'na rağbetın azalmasına neden oldu ve hafızlık sistemini etkisiz hale getirdi. İmam H. Liseleri'nin orta kısımları kaldırılmakla kalmadı, bütün meslek liselerine zarar verdi. 5- Gelişmiş ülkelerde meslek liselerinde okuyan öğrenci oranı yüzde 70'lerde seyrederken, bizde bu oran yüzde 65lerden yüzde 30'lara düştü. 6- Meslek liselerinin önünü kesmesi sonucunda, meslek liselerinden mezun olan öğrenciler; ne kaliteli teknik ara elemanı olabildiler, ne de iyi güzel kaliteli üniversitelere girebildiler. 7- Meslek liseleri mezunlarının üniversiteye girişte önüne konulan engeller nedeniyle, çok iyi öğrenciler bu liseleri tercih etmemiş düz liselere geçmişlerdir. Bunun sonucunda birçok fabrika ve büyük-küçük işyerlerinde çalışacak, yetişmiş kaliteli ara insan gücü çok azaldı. 8- Sosyal hayat alt üst oldu. Tembellik teşvik edildi. İnsanlar çalışmadan veya kolay yoldan para kazanma yolları aramaya başladılar. 9- Uyuşturucu kullanma ve tiner alışkanlığı ilköğretimin ilk 5 yılında okuyan öğrencilere kadar indi. 10- Eğlence ve çılgın hayat prim yapmaya başladı. 11-Vahşet özelliği taşıyan olaylara şahit olduk. Çünkü insanlar, kendilerini frenleyecek değerlerden mahrum bırakıldı, dinden soğutulmaya çalışıldı, manevi değerler hızla aşındırıldı. 12- Bunun sonucunda cinayetler arttı. 13- Meslek lisesinden mezun olan öğrenciler; Psikolojik baskılar, yanlış uygulamalar sonucunda bilgi ve becerileri de önemli ölçüde olumsuz etkilendi. 14- Genelde Meslek liselerine, özelde tehlikeli gördükleri İmam-Hatip liselerine gitmek isteyenlere de farklı katsayı uygulaması sonucu; onların önlerine geçilmeye çalışılmıştır. Bu uygulama ile de maalesef şer güçler başarılı olmuştur. 15- Bunun sonucunda da, meslek lisesi mezunlarının ağızlarıyla kuş tutsalar, kendilerinden daha az soru yapan normal lise mezununun girebileceği fakülteye, bölümegirmesi nerdeyse imkânsız hale getirildi. Benim göre, 12 yıllık temel eğitim yasasının birçok olumlu yanları olacaktır: 1- Zorunlu eğitim, 8 yıldan 12 yıla çıkacaktır. Böylece eğitim kalitesi daha yüksek nesillerin yetişmesi sağlanacaktır. Türkiyede eğitimi oranı yükselecektir. 2- Meslek liselerine karşı yapılan haksız uygulama ortadan kalkacaktır. 3- Herkes kendi dininin ve inancının eğitimini alacaktır. 4- Türkiye beşeri sistemler olmasının gereği eşitlikler adına, özgürlükler adına sadece bir adım daha atmış olacaktır. 5- Dünyada Türkiye dışında 203 ülkeden sadece bir ülkede (İrlandada) 8 yıllık kesintisiz eğitim vardır. Bunun dışındaki bütün ülkelerde kademeli eğitim vardır. 6- Bu değişiklik ile tüm dünyanın vazgeçtiği katı ve çağdışı eğitim sistemi yerine, Türkiye dünya standartlarında modern bir sisteme sahip olacaktır. 7- Eğitim esnekleşecektir. Öğrenciler tercih ve hedef belirleme hakkına ve okul seçme özgürlüğüne sahip olacaktır. Bu sayede anne-babaların çocuklarının eğitimineyönelik talepleri karşılık bulacaktır. 8- Bireysel kabiliylet ve tercihlere önem veren bu sistem ile meslek liselerinin kalitesi daha nitelikli öğrenciler ile artacaktır. 9- Dayatmalara göre değil, kişisel beceri ve yeteneklerine göre tercih yapan öğrencilerle Türkiyenin her alanda yetkinliği (başarılı performansı) artacaktır. 10- Orta kısmı olmayan meslek liseleri eğitim programının bir işe yaramayacağı mesleki alandaki uzmanların ve işverenlerin malumudur. Bu nedenle eğitim 4+4+4 kesintili hale getirildikten sonra meslek eğitiminde yönlendirmeli sisteme geçilmesi yararlı olacaktır. Çünkü 14 yaşından sonra bir gencin meslek öğrenmedeki başarısızlığı gözler önündedir.
Yani Meslek Liselerinin orta kısmının da açılması gerekmektedir. Özellikle bir konuyu önemi açısından belirtmek istiyorum. İlköğretimde okuyan 15-16 yaşlarındaki çocuklar yani 8. sınıf öğrencileri, okul önlerinde ve koridorlarda sergiledikleri garip davranışlar, çoğu kavgayla biten olayları herkesin malumudur. Bazen kesici aletlerle yani bıçaklarla, jiletlerle yapılan kavgalar meydana gelmektedir. Bunun sonucunda, yaralananlar hastanede, saldırganlar da daha önce hiç görmediği ve psikolojisini bozacak olan karakolda soluğu almaktadırlar. Bu sorunlar sadece 15 milyon öğrencinin sorunu değil, anneleri, babaları; yani hepimizi ilgilendiriyor. Devleti ve toplumu ilgilendiriyor.
Eğitim kurumlarımızda bu olayların vuku bulması, hem üzücü hem de düşündürücüdür.Bunun sonucunda güvenlik güçlerinin, okul çevrelerindeki tedbirler aldığını, denetimler yaptığını, birçok ilde de okul polisi uygulamasını başlattığını biliyoruz. Polisler, okullarda veya okul çevrelerinde, kötü alışkanlıklar başta olmak üzere öğrencileri rahatsız edebilecek tüm konuları araştırıyorlar. Sebep ise; huzur ve güven ortamında eğitim yapılmasını sağlamak, kavgaları, olayları en aza indirmeye veya sıfıra indirmek istemeleridir. Elbette bu çalışmalar yapılmalıdır.Anca bu çalışmalarla birlikte asıl yapılması gereken çalışma; zihinlerde ve gönüllerdeyapılacak çocuklarımıza yerleştirilecek olan ahlakî idealler; iyilik, güzellik, doğruluk, hakkaniyet, adalet, muhabbet, saygı, yüksek fazilet ve diğer yüce erdemlerdir.
Bunlar; çocuklarımızın ruhlarına küçük yaşta işlenmesi gereken baha biçilmez cevherlerdir. Çağımızın insanlarını suç işlemekten uzaklaştıracak iki ana faktör var: Biri kanun korkusu, diğeri Allah korkusu. Batı ülkelerinde, kanun korkusu, ağırlıklı olarak işliyor. Biz de ise, yakın geçmişe kadar Allah korkusu ağırlıklıydı. Sonyıllarda, laikliğin dinsizlik algısıyla acımasızca uygulanması yüzünden o da epeyce azaldı. İnsanlarda bir başıboşluk, rehavet, duyarlı olmaları gereken durumlarakarşıduyarsız olma belirtileri iyice kendini gösterdi. Bu nedenle 4+4+4 zorunlu temeleğitimin bu alanda çocuklarımıza yukarıda sıraladığımız hamiyetleri almaları konusunda çok büyük yararları olacaktır diye düşünüyorum.