| x5 | ||
| John sabah kalktığında vakit çok geçtir. Ve acele ile giyinip hemen bir taksiye atlayıp işe gider. Fakat işe geldiğinde patronu onu her zaman geç kaldığı için isten kovar. İşten kovulan John üzgün bir şekilde eve döner. Eve geldiğinde yatak odasında Karısını bir Zenci ile yatarken bulur. Ve kadın artık kendisini sevmediğini, evini ve arabasını aldığını söyleyip John'u evden kovar. İyice çaresiz kalan John sokaklarda dolaşırken kendini köprüden atıp ölmeyi düşünür. Tam köprüden atlarken bir Noel Baba gelir. Noel Baba niçin ölmek istediğini sorar. John başından geçenleri anlatır. - Noel Baba ? Şöyle 20 yaşında sarışın bir kadının olsun ister mi sin? -John ? Elbette? -Noel Baba ? Şöyle kendi işin, Porche ve muhteşem bir villan olmasını ister mi sin?? -John tereddütsüz ?Tabi elbette isterim.? -Noel Baba ?Ama bir şartım var.? -John ? Nedir şartın?? -Noel Baba ? Bir kere yapacağım!!!!? John düşünür, biraz sabredeceğim ve muhteşem şeyler kazanacağım der. Tamam der. John soyunmaya başlar ve bu işi yaparken -Noel Baba sorar. ? John kaç yaşındansın?? -John ?41? -Noel Baba ?John 41 yaşındasın ama hala Noel Baba'lara inanıyorsun!!!!!? 03-03-2008 16:39 85.99.6.145 |
||
| x5 | ||
| Bir adamla karısı Mısır'da eski bir çarşıda geziyorlarmış. Ayakkabı satılan bir dükkânın önünden geçerlerken satıcı içerden seslenmiş, buyur etmiş, girmişler. - Satıcı "çok özel büyülü sandaletlerim var beyefendi, sizi sex te çok vahşi ve kuvvetli yapacak sandaletler..." Adam tabi ki erkekliğe leke sürdürmemek için pek önemsememiş ama eski günleri özleyen karısının ısrarlarına dayanamayıp sandaletleri denemeye karar vermiş. Adam sandaletleri giyer giymez gözleri parlamış, kalbi hızlı hızlı atmış, fiziksel değişimler başlamış, nefesi serileşmiş gözleri büyümüş ve etrafına seri bir şekilde bakınmaya başlamış. Karısı bir adım geri kaçmış "Aman allahım dur dur..." derken adam koşmuş, satıcıyı yakaladığı gibi tezgaha yatırmış, pantolonunu parçalayarak çıkarmaya başlamış, bu arada satıcı bir yandan kurtulmaya çalışırken bağırıyormuş, -"Sandaletleri ters giydin lan!..." 03-03-2008 16:39 85.99.6.145 |
||
| Bestman | ||
| Bankada çalışan BANKA MÜDÜRÜ kredi için gittiği bir köyden dönerken, yolda arabası bozulmuş. Ne yapacağını düşünürken ileride bir kulübe görmüş. Kapıyı çalmış. Kapıyı genç ve çok güzel bir kadın açmış. Adam ?Ben BANKA MÜDÜRÜYÜM. Bankada çalışıyorum, arabam bozuldu. Bana yardımcı olabilir misiniz??demiş. Kadın ?Kocam askerde, bu gece burada kalabilirsiniz? demiş. MüDÜR bey teşekkür edip, içeri girmiş. Kadın ?Kocam askerde, benden bir isteğiniz var mı? ?MüDÜR ?Zahmet olmazsa yiyecek bir şeyler verebilir misiniz?? Kadın yemek hazırlamış, yemekten sonra üzerindeki yeleği çıkararak ?Kocam askerde, benden bir isteğiniz var mı?? MüDÜR ? Zahmet olmazsa çay ? Kadın çay hazırlamış ve elbisesinin bir düğmesini açarak,?Kocam askerde, benden bir isteğiniz var mı?? MüDÜR ? Zahmet olmazsa bir bardak su ? sorular ve istekler böyle devam etmiş. En sonunda kadın seksi geceliğini giymiş ve ?Kocam askerde, benden bir isteğiniz var mı?? MüDÜR ?Yorucu bir gündü. Ben artık yatayım? demiş ve uyumuş. Sabah uyandığında, avluya çıkmış. Kadın tavuklara yem veriyor. Ancak bir tavuk 5 tane de horoz var. MüDÜR bey şaşırmış. ? Hiçbir tavuğa 5 horoz olur mu?? diye sormuş kadına.? Kadın siz onlara bakmayın. Onların sadece bir tanesi gerçek horoz. Ötekiler BANKA MÜDÜRÜi? demiş. 21-02-2008 15:27 |
||
| X5 | ||
| Chicago hastanesinde çok sıkışan bir adam defalarca denemesine karşın devamlı meşgul olan erkekler tuvaletine giremez. Adamın zor durumunu gören bir hemşire adamın haline acır ve - Bayım, duvardaki tuşların hiç birine dokunmayacağınıza söz verirseniz bizim çok özel tuvaleti kullanabilirsiniz\' diyerek yardımcı olur. - Adam teşekkür eder ,ihtiyacını giderdikten sonra gözleri karşısındaki,duvarda bulunan ve üstünde IS, IH, TP ve OTÇ yazan rengarenk tuşlara takılır.Biraz tereddüt eder,söz vermiştir. ancak merakını yenemeyerek IS yazan birinci tuşa dokunur. altından fışkıran ılık su anında adamın altını yıkar?. erkekler tuvaletinde böyle bir lüksü hiç yaşamamış adam, daha büyük bir haz beklentisi içinde IH tuşuna basar. sonuç, beklediği üzere olağanüstüdür: bu kez ılık su yerine püfür püfür bahar çiçeği kokulu ılık hava, nazik yerlerini kurulamaktadır? hanımlar tuvaletinin tuvalet ötesi bir şey olduğuna inanan adam tereddütsüz TP tuşuna uzanır. bu kez de talk pudrasının okşayıcı etkisiyle kendinden geçer. son tuşun daha görkemli bir etkisi olacağına kuşkusu olmayan adam hemen ona da basar. Gözlerini açıp hatırladığı ilk şey, hastanede uzandığı yatakta kendisine doğru eğilmiş endişeli hemşirenin yüzüdür. - ne oldu bana?..?\' diye sorar acı içinde, -son hatırladığım şey, hemşirelerin özel tuvaletinde üzerinde OTÇ işaretli bir tuşa basmak..? - biliyorum der hemşire ; OTÇ otomatik tampon çıkarıcı demektir.. penisiniz yastığınızın altında? 09-02-2008 14:11 |
||
| X5 | ||
| Bir Alman, bir Ingiliz, bir Laz barda oturmus bir yandan icip, bir yandan karilarinin aptalligi konusunda sohbet ediyorlarmis. Alman demis ki: \"Benim karim Helga o kadar aptal ki gecen gun ucuzluk var diye marketten 300 Mark\'lik et almis, halbuki bir buzdolabimiz bile yok! Ingiliz gulmus: O da birsey mi? demis, \"Benim karim Elizabeth daha da aptal. Babasi cok zengindir, gecen hafta kendisine 6000 Pound\'a araba aldirdi, ama kullanmayi bilmez.\" Laz atlamis. \"Ula usaklar, siz ne diyorsunuz\" demis, Benim karim Fadime hepsinden aptal. Bodrum\'a iki haftalik tatile gidiyor. Dun bavulunu yaparken gordum, 400 tane prezarvatif almis, halbuki cuku bile yok! 09-02-2008 13:25 |
||
| x5 | ||
| Recep de kim? Goncagül sevgilim, iyi ki Almanya da evlendik değil mi? Evet Muhittinciğim. Güzel bir düğün oldu. Çok teşekkür ederim. Ne demek güzelim sana her şey layık. Hem bir sürü insan yurt dışında evleniyor. Bizim onlardan neyimiz eksik? Beni kırmadığın için teşekkür ederim. Sen istersin de ben yapmaz mıyım bir tanem. Haydi gel şu duvağını çıkartalım. Muhittin, sana geçmişimle ile ilgili bir şey anlatmak istiyorum. Anlatırsın canım, önce şu duvağını filan bir çıkartsak Çıkartırız dur hele. Bu anlatacağım çok mühim.\\\' Eee! Sırası mı şimdi? Haydi neyse anlat bakalım. Ben küçükken tecavüze uğramıştım. Çok üzüldüm bebeğim ama şimdi kendini iyi hissediyorsun değil mi? Şimdi iyiyim ama bunları bilmen lazım. Yakınlarından biri mi? Yok, bir bakkal Cabir vardı bizim mahallede... Bakkal mı? Belki de kuru yemiş fıstık, çikolata, elma şekeri filan satardı. Eeee? \'İşte bu Cabir, bir gün bana Recep, depoya gel dedi. Recep de kim be? İşte ben de onu anlatacağım bir tanem sakin ol 05-02-2008 12:04 88.254.242.3 |
||
| Deli dana | ||
| Bir bayan TV muhabiri bir çiftçi ile deli dana hastalığının asil sebebini araştırmak üzere röportaja gitti. Bayan:iyi aksamlar bayım, biz burada deli dana hastalığının sebebi hakkında bilgi toplamak için bulunuyoruz. Hastalığa neyin sebep olacağına dair bir fikriniz var mı? Çiftçi gözlerini muhabire dikip dedi ki; öküzün ineği her sene bir kere becerdiğini biliyor musunuz? Bayan (utanarak) ; tamam bayım, bu haberin yeni bir parçası ama bu olayla deli dana hastalığı arasındaki ilişki nedir? Çiftçi ; bayan bilir misiniz biz ineği günde 4 kere sagarız? Bayan: bayım, bu kabul edilebilir bir bilgi ama nereye varmak istiyorsunuz? Çiftçi ; şuraya varmak istiyorum madam! Dusununku günde 4 kez meme uçlarınızla oynuyorum ve sizi yılda sadece 1 kez beceriyorum! Delirmez misiniz? 04-02-2008 18:41 |
||
| Perihan | ||
| İmam Efendi, camide namaz kıldırırken, kazayla, kaçırıvermiş. Öyle bir utanmış ki, namazı falan bırakıp, hemen eve gelmiş. -Hanım, demiş. Camide böyle, böyle oldu. Ben artık bu köyde kimsenin yüzüne bakamam. Kalk gidiyoruz bu köyden, başka yere taşınıyoruz. Demiş ve taşınmışlar uzaklara. Aradan 20 yıl geçmiş, hoca köyünü çok özlemiş. Bu özlem dayanılmaz bir hal almış ve eşine; - Hanım, kalk gidelim köyümüze 20 yıl geçti aradan unutulmuştur nasılsa. Demiş ve düşmüşler yollara. Köye yaklaştıklarında genç bir çoban görmüşler. Hoca; -Hanım sen burada bekle de ben gidip şu çobana bir sorayım. Bakalım köylüler olayı unutmuşlarmı. Eğer unutmamışlarsa geri döneriz. Demiş ve çobanın yanına yaklaşmış. - Selamuanleykum çoban oğlum. Sen kaç yaşındasın? -Valla yaşımı bilmem amma İmamın camide yellendiği yıl doğmuşum. Hoca öfkeyle hanımının yanına dönmüş; -Kalk hanım, kalk gidelim buralardan. Bizim kıçımız tarih olmuş 02-02-2008 17:17 |
||
| tello | ||
| Karacıların komutanı bir asker çağırmış. Asker - \"Emret komutanım\" diyerek yanına gitmiş. Komutanı yere yatmasını istemiş. Daha sonra da bir tanka askerin üzerinden geçmesi için emir vermiş asker kılını bile kıpırdatmadan yattığı yerde beklemiş ve malumunuz ezilmiş. Komutan diğerlerine dönerek : \"İşte cesaret\" demiş. Havacıların komutanı bir asker çağırmış. Asker yine;\"Emret komutanım\"diyerek komutanının yanına gitmiş. Komutanı helikoptere binmesini emretmiş. Asker helikoptere binmiş ve havalanmış daha sonra Komutani askere aşağıya paraşütsüz atlamasını emretmiş. Asker de Emre itaat etmiş ve atlamış. Yere çakılmış ve can vermiş. Komutan da digeri gibi dönerek : \"İşte cesaret\"demiş. Sıra gelmiş Denizci\'lerin komutanına. Komutan askerini çağırmış.Asker çakı gibi hazırola geçmiş ve; \"Emret komutanım\" demiş. Komutan :\"Derhal denize atla ve 30 dakika yüzeye çıkma\" demiş. Asker : \"İxxtir yavşak dötün yiyosa sen atla!\" demiş. Komutan,diğer komutanlara dönerek : \"İşte asıl cesaret budur\" demiş... 19-01-2008 15:37 86.97.135.42 |
||
| x5 | ||
| Tarih boyunca tıp ilmi MÖ 2008 'İyileşmek için bu otu yemen lazım.' MS 1008 'Otlar ile iyileşilmez, al şu duayı oku.' MS 1508 'Dua olmaz, şu iksiri iç.' MS 1858 'İksir ile olmaz, al şu hapı yut.' MS 1978 'Hap ile iyileşilmez, antibiyotik al.' MS 2008 'O antibiyotik kimyevi bir şey, al şu otu ye, bu daha iyi gelir.' 15-01-2008 14:05 85.104.150.79 |
||
| x5 | ||
| Binlerce var! Temel dava açmış ve ilk duruşmada Hakim sormuş ; - Nedir şikayetin? - Hakim bey bu Temel fıkraları var ya, benim ile Fadime'yi ağızlarına dolamışlar bizi rezil ediyorlar... hepsinden davacıyım... kim fıkra diye bizi anlatıyorsa onlardan tazminat talebim olacak.. - Senin adın Temel mi ? - Evet Temel - İyi de binlerce Temel var... o fıkralar neden senin için anlatılmış olsun.. - Hakim bey, ben çok iyi biliyorum beni kastediyorlar.. Hakim karşısında duran Temel'i iyice süzdükten sonra - Bak ama o Temel fıkralarının çoğu belden aşağı... oysa sana bakıyorum çelimsiz, yaşını başını almış, güçşüz kuvvetsiz bir Temel'sin... O fıkralar senden çok daha genç, güçlü kuvvetli ve çapkın bir Temel için anlatılıyor... seninle hiç ilgisi yok.. bu dava düşer.. - Hakim bey, madem siz böyle takdir ediyorsunuz mesele yok.. demek tevatürmüş, ben değilmişim... - Evet sen olamazsın, başka Temel'dir onlar, dediğim gibi güçlü, kuvvetli Temeller... sana sıra gelene kadar.. - İyi hoş da Hakim bey bu dava için köyden kalktım buralara kadar geldim... boş dönmeyeyim... hiç değilse o güçlü kuvvetli Temel'den sana bir fıkra anlatayım.. - Anlat bakalım... - Bizim bu iri kıyım pazulu Temel, Hakimlerin karılarına çok düşkünmüş... - Dur! Dur be, ne diyorsun sen? - N'oldu Hakim bey ? - Daha ne olacak, benim bir Hakim olduğumu bile bile Temel hakim karılarına meraklıymış diyorsun... ağzından çıkanı kulağın işitmiyor galiba... - Rica ederim Hakim bey,Temel fıkrası için, karısı güzel binlerce hakim vardır.. seninkine sıra gelene kadar.. 15-01-2008 14:01 85.104.150.79 |
||
| x5 | ||
| Aman üşümesin! Adam, karısını sevgilisi ile basmaya kararlıymış. Bindiği taksinin şoförüne hadiseyi anlatmış. Şoför şahit olmayı kabul etmiş ve bu ikili adamın evine gelmişler. Tabii beklendiği gibi adam karısı sevgilisi ile içerde. Öpücük ve kahkaha sesleri geliyor. Şoför ile adam yatak odasına girmişler, adam çarşafı kaldırınca karısıyla adamı çıplak vaziyette görmüş. Koca sinirli neredeyse karısının aşığını öldürecek, karısı 'Dur!!' demiş ' Beni iyice dinle. Bana teyzemden miras falan kalmadı. Şimdi oturduğumuz evi kim aldı biliyor musun? Çocukları Amerika'da kim okutuyor zannediyorsun. Bodrum'daki yazlığı, Maşukiye'deki yeni tripleks villayı kim yaptırıyor zannediyorsun. Hepsini bu adam yapıyor.' Kocası bunları duyunca daha çok sinirlenmis. Beraber baskın yaptıkları, şahit olacak olan şoföre sormuş 'Duyuyorsun değil mi? Ne yapayım ben bu adama ha söyle demiş ne yapayım ?' Taksici çok sakin bir sesle: 'Üstünü ört abiciğim, amcamız üşümesin...' 15-01-2008 14:01 85.104.150.79 |
||
| x5 | ||
| Pas tutan bebek! Avrupa'da yaşayan bir Japon çiftin bebekleri doğunca, baba doktora 'Doktor bey, doktor bey' diye bağırmış 'Bu çocuğun saçları kızıl. Havuç gibi. Japonların saçı kızıl olmaz. Acaba, aşağıda karıştı mı?' Doktor 'Ne münasebet canım' demiş 'Sizin çocuğunuz bu, hemşire kucağına aldı ve size göstermek için buraya getirdi.' Japon 'Ama doktor bey' demiş 'Bu çocuk kızıl saçlı!' Doktor 'Bakın' demiş 'Sizin ve karınızın saçları siyah olabilir ama belki atalarınızdan biri kızıl saçlı idi ve onun geni bu çocuğa geçti.' Adam 'Hiç olur mu?' demiş 'Benim bütün sülalem Japon. Otuz göbekten beri Japon'dan başka insan ile evlenen kimse yok bizim ailede.' Bunun üzerine doktor 'Peki' demiş 'Karınız ile ne sıklıkta sevişirsiniz? Her gece mi? Haftada bir kaç kere mi?' Japon adam şöyle biraz utanıp önüne bakmış ve 'Doğrusunu isterseniz o konuda biraz ihmalimiz var. İşimden dolayı ancak iki ayda bir filan sevişebiliyorduk.' Doktor 'İşte' diye bağırmış 'Bak gördün mü? Karın ve sen pas tutmuşsunuz, bebeğin saçları ondan bu renk!' 05-01-2008 08:51 88.227.116.8 |
||
| x5 | ||
| Peki Murat Sert kim? Mahalleli, kahvede oturmuş sohbet ediyormuş. Önündeki gazeteyi okuyan Fenerli Alpay 'Ulan' demiş 'Bu hafta Alex ne gol attı be!' Galatasaraylı entelektüel Hamdi, ' Kardeşim' demiş 'Sen futboldan başka bir şey bilmez misin? Futbolculardan başka kimseyi tanımaz mısın? Spor sayfalarından başka hiçbir şey okumaz mısın? Bak ben gece kurslarına gidip her şeyi öğreniyorum.' Alpay sinirlenmiş 'Tabii bilirim' demiş. Hamdi sormuş 'Peki söyle o zaman, Reşat Nuri kimdir?' Alpay, dudaklarını büzerek 'Bilmiyorum' demiş. Hamdi 'Bak gördün mü?' diye Alpay'ı küçümsemiş 'Eğer biraz okusaydın, benim ile gece kurslarına gelseydin, Reşat Nuri Güntekin'in, en meşhur roman yazarlarımızdan biri olduğunu bilirdin.' Hamdi devam etmiş 'Peki söyle bakalım, Turgut Reis kim?' Alpay yine aval aval bakıp 'Bilmem' demiş. Hamdi 'Ah oğlum ah' demiş 'Sen meşhur Türk denizcisi Turgut Reis'i bile bilmiyorsun. Peki Nazım Hikmet kim?' Alpay onu da tanımadığını söylemiş, Hamdi yine Alpay'ın cehaletinden dem vurmuş ve spordan başka şeyler de okuması icap ettiğini, kendisi ile gece kurslarına gelmesinin iyi olacağını anlatmış... Bu defa Alpay, Hamdi'ye sormuş 'Peki sen söyle bakalım, Murat Sert kimdir?' Hamdi, biraz düşündükten sonra 'Maalesef bilmiyorum' demiş. Bunun üzerine Alpay sevinç içinde yerinden fırlamış ve Hamdi'ye 'Yaa gördün mü godoş' diye bağırmış 'Murat Sert, sen gece kurslarına giderken karının koynuna giren heriftir. Gece kurslarına gidiyorsun ama bir Murat Sert'i bile bilmiyorsun!' 04-01-2008 12:25 85.99.0.100 |
||
| x5 | ||
| Prezervatif tasnifi! Bir baba, yanında küçük oğlu ile eczaneye girmiş. Adam ilaçlarını alırken çocuk etrafı gezinmeye başlamış. Birden babasına bağırmış 'Baba bunlar nedir?' diye. Adam bakmış ki çocuğun elinde prezervatifler var 'Oğlum' demiş 'Onlara prezervatif derler. Emniyetli sevişmek için kullanılır.' Oğlan bir paketi göstererek sormuş 'Neden bunun içinde üç tane var?' Adam 'O lise talebeleri içindir. Bir tane Cuma, bir tane Cumartesi bir tane de Pazar günü kullanmak için.' Oğlan bu defa eline içinde altı prezervatif olan bir kutu almış ve sormuş 'Peki bunda neden altı tane var?' Adam 'O da' demiş 'Üniversite talebeleri içindir. İki tane Cuma gecesi, iki tane Cumartesi gecesi iki tane de Pazar günü kullanmak için.' Çocuk bu sefer içinde 12 prezevatif olan bir kutuyu işaret ederek sormuş 'Peki bu 12'lik kutu kimin için? Doktora talebeleri için mi?' Adam derin bir nefes çekip anlatmaya başlamış 'O kutu da evli adamlar içindir. Bir tane Ocak ayında, bir tane Şubat ayında, bir tane Mart ayında..........' 04-01-2008 12:17 85.99.0.100 |
||
| ahmet çavuşoglu | ||
| Sen parayı bakkala bırak Eski günlerde Büyükadaya gidip, eşek turu yapmak pek revaçta idi. Vapurdan inen ziyaretçilerin başına üşüşen eşekçi esnafı 'Buyur beyim, gel abla en hızlı, en rahat eşek burada' gibi cümleler ile müşteri çekmeye çalışırlardı. Günün birinde Adaya gelen bir ziyaretçi 'Ben çok hızlı bir eşek arıyorum, böyle bir eşek varsa her hafta gelip bu hayvanı bütün günlüğüne kiralayacağım' demiş. Eşekçi Hamdi de 'Tamam beyim, benim karakaçan bu adanın en hızlı eşeğidir. Buyur bir dene' demiş. Adam eşeğe binmiş ve biraz sonra 'Yahu bu eşek pek hızlı gitmiyor' diye şikayet etmiş. Eşekçi Hamdi yağlı müşteriyi kaçırmamak için hemen bakkala gidip biraz neft yağı almış ve bir avuç yağı da eşeğin poposuna sürüvermiş. Poposu yanan zavallı eşek deli gibi koşmaya başlamış. Hamdi, eşeğine yetişemeyeceğini anlayınca 'Yahu şu neft yağından biraz da ben süreyim' demiş ve kendine de neft yağı sürmüş. Yağı sürmüş ama sürdüğüne de pişman olmuş. Hamdinin poposu dehşetli yanmaya başlamış. Hamdi de bu acı ile eşeğin peşinden çılgınlar gibi koşmaya koşuyormuş. Biraz sonra da eşeği yakalamış. Hamdi ile eşek turu aynı zamanda bitirmişler. Müşteri eşekten inip Hamdiye 'Eşeğin iyi imiş, haftaya gelip yine bineceğim. Al şu paranı' deyince poposu hala yanan Hamdi, koşmaya devam ederek 'Aman bey' demiş 'Sen parayı bakkala bırak ben bir tur daha atacağım!' 18-12-2007 12:36 85.106.137.237 |
||
| Barış | ||
| Temel'e sormuslar; "Dünyada ne olmak en güzel seydir?" -"Tava!" demis. -Nedenini sormuslar? -Bilgece cevaplamis; "Içinde sürekli yiyecek bir seyler var, yani karnin hep tok.. Altin sürekli sicak.. Sapin da sürekli bir kadinin elinde!".. 15-12-2007 11:06 |
||
| fıkra | ||
| Şebnem'in domatesleri! Güzel sarışın Şebnem, arka bahçeye çıktı ve komşusu Abdullah Bey'e sordu 'Ah beyefendi, sizin domateslerinizi çok kıskanıyorum. O kadar kırmızılar ki... Ben bir türlü bu kırmızılıkta domates yetiştirmeyi beceremiyorum. Ne yapsam acaba?' Abdullah Bey güzel kadına şöyle bir baktı ve 'Hanımefendi' dedi 'Şimdi söyleyeceklerim size tuhaf gelebilir ama inanın bana, dediklerimi yaparsanız probleminiz hal olur. Önümüzdeki üç beş gece mehtap yok. Domatesler gece karanlığında da görebilirler. Gece bahçeye çıkın, domateslerin önünde çırıl- çıplak soyunup onlar ile biraz konuşun. Domatesler utanıp kızaracaklardır.' Aradan bir kaç gün geçmiş, bir sabah Abdullah Bey, komşusunu arka bahçede görünce sormuş 'Nasıl? Dediklerimi yaptınız mı? Verdiğim akıl işe yaradı mı? Domatesler kızardı mı?' Şebnem biraz çekigen bir eda ile şu cevabı vermiş 'Dediğinizi yaptım, domateslerde bir değişiklik yok ama salatalıklar birden dört beş santim uzadılar!' 15-12-2007 10:05 78.166.77.155 |
||
| fıkra | ||
| Mütehassıs Adamın biri bara girip, barmenden on iki senelik bir viski istemiş. Barmenin o sırada çok işi olduğu için adama on iki senelik viski vereceğine elinin altındaki bir şişeden viski koyup vermiş. Adam viskiyi bir tatmış ama hemen yere tükürüp 'Ben' demiş 'Senden on iki senelik viski istedim, üç senelik değil!' Bu lafı duyan barmen, adama viski verdiği şişeye bakmış, hakikaten üç senelik imiş. Barmen kendi kendine 'Vay anasını, bu herif viskiden anlıyor galiba. Dur bakalım şimdi ne olacak' deyip adama bu defa altı senelik bir viski vermiş. Adam altı senelik viskiden de bir yudum alıp yere tükürmüş ve 'Bana bak' demiş 'Sen altı senelik viskiyi bana yutturamazsın! Ya on iki senelik viski verirsin ya da çekip giderim.' Barmen bu defa dokuz senelik viskiden vermiş, adam yine bir yudum aldıktan sonra yere tükürmüş ve kapıya doğru yürümüş. Barmen adamın arkasından koşup, içine on iki senelik viski koyduğu kadehi adama vermiş. Adam bir yudum almış 'Şimdi oldu işte' demiş 'Başından beri ben bunu istiyordum.' Tezgahın öte ucunda oturan bir adam elinde bir kadeh ile viski eksperine gelmiş ve 'Bir de şunu tadın beyim' demiş. Bizim viski mütehassısı kadehten bir yudum almış, yere tükürmüş ve 'Ulan bu sidik be !' diye bağırmış. Diğer müşteri 'Tamam' demiş 'Doğru bildiniz, şimdi söyleyin bakalım ben kaç yaşındayım?' 15-12-2007 10:03 78.166.77.155 |
||
| fıkra | ||
| Bıçkın bir delikanlı olan Serdar, lotodan hatırı sayılır bir para kazanınca doğru uzun zamandan beri methini işittiği Küba'ya gitti. Gitti ama nerede ise gittiğine gideceğine de pişman oldu. Çünkü Küba'da hiç kimse Türkçe konuşmuyordu ve Serdar da Türkçeden başka hiçbir lisan bilmiyordu. Eline bir bloknot ve kalem aldı, gittiği her yerde resim çizerek derdini anlatmaya çalıştı. durdu. Bu arada da önüne gelene 'Hemşerim sen Türkçe bilir misin?' diye sormaktan kendini alamıyordu ama nafile, hiç kimse de Türkçe bilmiyordu. Serdar, resim çizerek lokantada, otelde, çarşıda derdini anlatabiliyordu ama iş çapkınlığa geldiği zaman resim çizmek pek çare olmuyordu. Bir akşam Serdar, bir bara girdi ve harika bir Havana Dilberi ile karşılaştı. Kıza hayran olan Serdar, hemen onun yanına gidip resim çizmeye başladı. Ancak içerisi karanlık olduğu için, kız Serdar'ın çizdiği yatak resimlerini göremiyordu bile. Son çare olarak Serdar, kıza 'Hemşerim' diye sordu 'Sen Türkçe bilir misin?' Kız 'Biirez bilieyrim' diye cevap verince sanki dünyalar Serdar'ın oldu. 'Biraz bilirsin ha?' diye sordu. 'Acaba ne kadar bilirsin?' Kız 'İyermi beşş dolar' diye cevap verdi. 14-12-2007 10:56 85.104.144.39 |
||
| nazoo | ||
| Amerikalılar yeni bir uçak geliştirirler ve bu uçağı denemek için Arabistan a götürürler.Bir Arap pilotunu uçağa bindirirler ve uçak havalanır. Arap pilot uçağı kullanırken dört motordan biri patlar. Göstergelerde 'Don t panic. This is American technology' yazısı görülür, pilot rahatlar. Daha sonra bir motor daha patlar ve göstergelerde yine aynı yazı görülür. Pilot da uçmaya devam eder. Ne var ki az sonra iki motor birden patlar. Hiç motor kalmayınca Arap pilot panikler. Tam bu esnada göstergelerde yine aynı yazı görülür ve uçak kendi kendini yumuşak bir şekilde indirir. Araplar pilottan bu olayı öğrenince şaşırırlar ve kendileri de böyle bir uçak yapmaya karar verirler. Ve nitekim bir uçak yapıp Amerika dan bir pilot davet ederler. Pilot biner uçağa, başlar uçmaya. Bir iki dakika sonra bir motor patlar. Göstergelerde 'Don t panic. This is Arabic technology' yazısı görülür. Az sonra ikinci motor da patlar ve aynı yazı gözükünce Amerikali pilot: 'Ulan bizim uçağın aynısını taklit etmişler.' der. Derken iki motor birden patlayınca uçağın kendi kendini yere indireceğini düşünen pilot göstergelerde şu yazıyı görür: 'Don t panic. This is Arabic technology. Please repeat after me. Eşhedü en la ilahe illallah....' 12-12-2007 17:50 |
||
| ÖZDERE TAŞIMACILIK | ||
| Soygun İki arkadaş yolda karşılaşmışlar. Biri ötekine "Haberi duydun mu? İçişleri Bakanlığı'nda dün gece büyük bir soygun olmuş..." Diğeri "Yok canım, önemli belgeler çalınmış mı?.." "Önemli de laf mı?.. Çalınan gelecek seçimlerin sonuçlarıymış!.." Namus Geri kalmış ülkelerden birinin küçük bir kentinde tek bir gazete yayınlanmaktadır. Bir gün gazetenin başyazarı "Yerel politikacılarımızın yarısı namussuzdur" diye yazar. Ortalık karışır... Başyazar bir özür yazısı yazar "Özür dileriz... Geçen gün 'yerel politikacılarımızın yarısı namussuzdur' diye yazmıştık... Yazdığımız yanlıştır; yerel politikacılarımızın yarısı namussuz değildir!.." İkna Geri kalmış bir ülkenin devlet başkanı başbakanla birlikte otomobille bir kente gidiyormuş. Yolda yatan bir öküz yüzünden kafile durmak zorunda kalmış. Korumalar ve polisler ne yaptıysalar öküzü kaldıramamışlar. En sonunda devlet başkanı öküzün yanına gidip kulağına birşeyler fısıldamış ve öküz kalkıp tarlada gözden kaybolmuş. Herkes şaşkınlıkla izlemiş olayı. Yeniden hareket ettiklerinde başbakan devlet başkanına öküze ne dediğini sormuş. Başkan gülerek "Öküze dedim ki... Bana bak, haddini bil!.. Ben senin gibi binlerce öküze hükmediyorum... Sana mı söz geçiremeyeceğim... Hadi uza bur'dan!.." Radyo Geri kalmış bir ülkede özel bir devlet görevlisi, köylere giderek herkesin bir radyo edinmesini sağlamayı çalışıyormuş. Köylülerden biri sormuş "Bu radyoların ne yararı olacak efendim?" Görevli "Sayın başkanımızın açılış ve temel atma törenlerinde yaptığı tüm konuşmaları buradan dinleyeceksiniz..." Köylüler bir süre kendi aralarında fısıltıyla konuşmuşlar. Köyün en yaşlısı söz almış "Peki... Bizim burada söyleyeceklerimizi de başkan duyacak mı?.." Cennete Ne Götürürler? Fransız, Amerikalı, İtalyan ve Türk'e Cennete ne götürecekleri sorulur. Fransız "Kadın ve şarap", Amerikalı "TV, hamburger ve cola", İtalyan "Makarna", Türk "6 fotoğraf, ikametgah ilmühaberi, iyi hal kağıdı..." Tüzük Geri kalmış ülkenin birinin meclisinde bir yasa tasarısı tartışılırken iktidar ve muhalefet milletvekilleri birbirlerine girmişler. Havanın iyice elektriklendiği bir sırada, muhalefet milletvekili, iktidar milletvekiline bağırmış; "Cehenneme kadar yolun var!.." İktidar milletvekili şaşırmış, ne yanıt vereceğini bilememiş. Sonra meclis başkanını duruma el koyması için uyarmış. Meclis başkanı hemen önündeki kitapçığı karıştırmış ve iktidar milletvekiline seslenmiş; "İçtüzüğe baktım... Gitmek zorunda değilsiniz!.." Cehennem Cehenneme atılan kaymakam sık sık kaynar kazandan kafasını çıkarıp gülmekteymiş. Durumu gören zebani "N'oluyor be adam?" Kaymakam gülmesini sürdürürken "Ne yapayım... Altımda bizim vali var... Durmadan ayaklarımı gıdıklıyor!.." Örgüt Bir teröristi yakalamış polisler, sorgu odasında sormuşlar "9 bölü 3 kaç eder?" Militan düşünmüş ve "4" demiş. Sorgucu da komisere dönüp: "Bu nasıl bölücü örgüt?.." Dönme Yolu Bir Laz, Bir Kayserili, bir de Diyarbakırlı ölür, öbür dünyaya gider. Bir hafta geçmeden laz mezarlıktan çıkar, köyüne döner. Herkes merakla, "Sen nasıl geri döndün?" diye sorar. Laz, "Diğer tarafta pazarlık yaptım. 5 bin dolar istediler. Verip, geldim!.." der. Bunun üzerine kalabalık, Kayserili ve Diyarbakırlı'yı sorar. Laz cevap verir: "Ben gelirken Kayserili '3 bin 500 dolar olsun' diye bastırıyordu. Diyarbakırlı da, 'devlet versin' diye!" 12-12-2007 11:07 85.99.121.32 |
||
| zor_esmerim@hotmail.com | ||
| Evin hanımı gece yarısı uyanır ve kocasının yatakta olmadığını farkeder. Yataktan kalkar ve kocasını mutfakta bulur. Koca dalgın-dalgın kahve içmektedir ve aklı cok uzaklardadır. Üstelik gözlerinden yaş gelmektedir. "Ne oldu sevgilim?" diye sorar kadın. "20 yıl önceki ilk buluşmamızı hatırlıyor musun?" der adam. "Tabi" der kadın. "16 yaşındaydın o zaman. Arka koltukta sevişirken baban basmıştı bizi". "Evet hatırlıyorum." "Babanın silahını yüzüme dayayıp -ya kızımla evlenirsin ya da 20 sene hapiste yatarsın- demesini de hatırlıyor musun?" "Hatırlamaz mıyım..." Adam yanağındaki gözyaşlarını silerek: "Biliyor musun, bugün hapisten çıkmış olacaktım 04-11-2007 22:07 88.252.238.149 |
||
| Selçuk'tan | ||
| AĞANIN AYRICALIĞI *Irgat koşa koşa ağasının yanına gelir; -Ağam akşam rüyamda seni gördüm -Hayırdır len nasıl gördün? -İkimizde aynı uçakta seyahat ediyorduk. -Eeee -Sonra uçak arıza yaptı ve düştü. -Hayırdır inşallah, ne oldu sonra? -Ben bok çukuruna, sen de bal çukuruna düştün. -Olacak di mi o kadar fark. Ağalığım rüyada bile belli olmuş. -Eeeeeeeeeeee! Irgat devam eder! -Sonra birbirimizi yalaya yalaya temizledik 01-11-2007 17:27 |
||
| EPİLASYON ALETİ | ||
| Oldukca seckin gorünüslü bir bayan ucakla Isvicreden dönmekteydi. >> >>Yaninda oturmakta olan rahibe "Ozür dilerim peder, sizden bir >>iyilikisteyebilir miyim?" diye >>sordu.Rahip : "Elbette kizim, senin icin ne yapabilirim? >>" diye cevapladi. Kadinacikladi: "Iste problemim; kendime >>yeni bir epilasyon aleti aldim ve bunaoldukca yüklü bir >>para saydim.Sanirim limitlerin oldukca üzerine ciktim ve >>gümrükte elimden alirlar diyekorkuyorum. Acaba gümrükten >>geciste bunu cübbenizin altina saklayabilirmisiniz?" Rahip >>"Tabi ki yapabilirim evladim ama biliyorsunuz ki ben >>yalansöyleyemem." diye >>yanitladi.Kadin "Cok temiz ve dürüst bir yüz ifadeniz var >>peder, eminim ki size sorufilan sormazlar" dedi ve pahali >>epilasyon aletini pedere verdi.Ucak havaalanina >>vardi. Peder gümrükten gececegi sirada görevli >>"Peder,bildireceginiz herhangi bir yükünüz var mi?" diye >>sordu. Bunun üzerinePeder "Basimdan kusagima kadar ki >>bölümde aciklayacagim herhangi birseyyok, evladim" >>dedi.Bu yaniti garip bulan görevli "Peki kusaginizin >>altinda kalan bölümdeneyiniz var?" diye >>sordu.Peder yanitladi:"Kadinlarin >>kullanimi icin dizayn edilmis mükemmel, kücük bir alet >>var,ancak simdiye kadar hic kullanilmadi! >>!"Görevli kahkahadan >>kirilarak:"Tamam peder gecebilirsin, siradaki!. 24-10-2007 19:44 89.215.157.179 |
||
| Gafffurr | ||
| TV belgesel cekimi!.. TV kanali tasrada belgesel cekmeye gitmis.Iste koy koy dolasacaklar, > >ahalinin halini, gunluk yasamini anlatacaklar. Bir koyde yasli bir amca > >bulmuslar, sohbeti kuvvetli. "Amca" demisler > >"Sen bize en mutlu gunlerinden birini anlat, biz dekaydedelim. Alem gorsun > >ne mutlu gunleriniz var!" > >Amca baslamis; > >"Bi gun Hamdo'nun esegi gayboldi. > >Daga gittik, esegi aradik, aradik. Esegi buldik, cok sevindik. > >O sevincle hepimiz esegi ..........!" > > > >Yonetmen bir panik atlamis, "Kes, kes, kaydi kes!"Amcaya donmus > >"Aman amca ne yapiyorsun? Hic oyle hikâye olur mu? > >Esekli filan. Sen bize baska mutlu bir hikâyeni anlat" > > > >Amca baslamis; > >"Bi gun Memo'nun garisi gayboldi. Daga gittik, gariyi aradik.Gariyi buldik, > >co sevindik. O sevincle hepimiz gariyiiii ....." > > > >Aman aman Amca, anlasildi! > >Sen bosver mutlu hikâyeleri, > >sen en iyisi bize en uzuldugun hikâyeyi anlat!" > >"Bi gun daga gittim, gayboldim!" > >"Keeeeees!.." 16-10-2007 12:51 |
||
| Cimcime | ||
| YUZYILIN FIKRASI ADAYI Bir Amerikali, bir Ingiliz ve bir Irakli kahvede oturmus cay iciyorlar. Amerikali cayini bitirince bardagi havaya firlatmis, silahini cikarip bardaga ates edip parcalamis: 'Bizde bardaklar o kadar ucuzdur kibiz Amerika'da ayni bardakla iki kere cay icmeyiz' Ingiliz de bunun uzerine cayini bitirip bardagi havaya firlatmis ve ates ederek bardagi parcalamis: 'Bizim Ingiliz kumsallarinda bardak yapacak cam icin o kadar cok kumsal vardir ki, ayni bardakla iki kere cay icmeyiz' Bunun uzerine Irakli da cayini bitirmis, bardagi havaya firlatmis, silahini cekip Amerikali ve Ingilizi vurup oldurmus... 'Bagdat'ta bu Ingiliz ve Amerikalilardan o kadar cok var ki, biz ayni adamlarla oturup iki kere cay icmeyiz...' 16-10-2007 11:55 |
||
| Haftaya iyi başlayalım 07/10/2007 | ||
| Arkadaslari cok capkin olan is adamini artik bir duzene sokmak ve evlendirmek isterler. Sonunda uygun bir hanim bulup isadamina haber verirler Ama isadami kadini yatakta denemeden evlilige yanasmaz . '' Ben is adamiyim. Numune gormeden boyle bir ise karar veremem.'' Mesaj kadina iletilir ve cevap gelir. ''Bende is kadiniyim. Numune veremem ama istedigi kadar referans gosterebilirim.'' 07-10-2007 11:41 |
||
| Ömer DEMİR | ||
| Fikra... Tilki ile kurt... Tilki ormanda gezmektedir. Bir agacın dalında asili bir geyik budu görür. Açtır ama şüphelenir kontrol etmeye baslar ve görür ki bu bir tuzak. Geyik budu bir iple bombaya bağlıdır. Epeyce uzağa gider ve başını kollarının üzerine koyarak yatar. Biraz sonra kurt gelir, budu görür ve yatan tilkiyi de tabi Tilkiye sorar 'ne yapıyorsun dostum' Tilki cevap verir 'hiç yatıyorum' -Burada bir but var -Evet var -Neden yemedin? Tilki sakince cevap verir; 'BU GÜN ORUCUM' Kurt kendinden emin ; 'Ben yiyeyim o zaman' Tilki 'Buyur afiyet olsun' der. Kurt but 'a uzanır uzanmaz bir patlama ortalık toz duman.. Kurt yaralı hareketsiz 10 metre uzakta perisan halde yatarken tilki sakince budu yemeye baslar. Bunu gören kurt ; 'LAN SEREFSIZ HANI ORUCTUN?' 04-10-2007 14:21 |
||
| Yurdum insanı | ||
| Olay izmirde bir belediye otobüsünde gelişiyor... yaşli bir amca elinde bastonuyla kalabalik bir otobüse biniyor, oturacak yer yok..bastonunu yere vura vura orta siralara dogru ilerliyor, taaarkaya kadar gidiyor ama kimsede tin yok.. baston tiklamasndan rahatsiz olan gencin biri yüksek sesle bağiriyor amcaya "dede, su bastonunun altina keşke lastik taksaydin bu kadar ses çikarmaz, biz de rahat ederdik"... bütün gözler gence dikilirken yaşli adam istifini bozmadan otobüsü kahkahaya bogacak bomba cümleyi patlatiyor: 17-18 sene evvel o lastigi baban taksaydi simdi biz rahat ederdik 30-08-2007 12:06 88.216.159.172 |
||