| hüsso | ||
| FADİME ÖLDÜ, STOP Temel nihayet muradına ermiş ve Fadime ile evlenmiş..Aradan iki ay geçmeden Almanya'ya yaptığı iş başvurusunun kabul edildiğini bildiren mektup gelmiş. Eh, ne de olsa ekmek parası. Çaresiz Fadime'yi köyde bırakıp düşmüş gurbet yollarına. Aradan altı ay geçmeden köyden telgraf gelmiş. ' Fadime öldü-stop. Acilen gel-stop. Cenazeye yetiş-stop'. Temel hemen eşyalarını toplayıp uçağa atlamış ve köye dönmüş. Eve geldiğinde ne görsün..Fadime' nin cenazesini yere yatırmışlar. Üstünü çarşaflarla örtmüşler. Eş dost etrafına toplanmış ağlaşıyor. Temel çarşafları kaldırıp Fadime'nin yüzünü açmış.'Ah, ben senin o gül yanaklarına doyamadan gittin' deyip yanaklarını öpmüş. Biraz sonra gene hıçkırıklar içine 'Ah ben senin o kiraz dudaklarına doyamadan gittin' deyip dudaklarından öpmüş. Arkasından 'Ah ben senin şeftali gibi memelerine doyamadan gittin' deyip bu sefer memelere yumulmuş. Temel bu minval üzere devam ederken sonunda dayanamamış ve herkesin ortasında Fadime'yi becermiş. İşte o anda olan olmuş ve herkesin hayret dolu bakışları arasında Fadime dirilmiş. Odada korku, sevinç, şaşkınlık, sevgi bütün duygular en üst düzeye çıkarken herkes kucaklaşmış. Eş dost Temel ve Fadime'yi tebrik edip evden ayrılmış. Temel bir hafta sonra Almanya'ya geri dönmüş. Birkaç ay sonra köyden gene bir telgraf gelmiş: 'Fadime öldü-stop. Gelmene gerek yok-stop. Köyün erkekleri bir haftadır uğraşıyor-stop. Dirilmiyor-stop 01-08-2008 12:25 |
||
| x5 | ||
| Temel Türkçe dersinde! Temel lisede iken Türkçe hocası 'Çocuklar' demiş 'Şu cümleyi kısaltın bakalım' ve arkasından da kısaltılmasını istediği cümleyi okumuş 'Sarı saçlı güzel kız, ellerini pencerenin pervazına dayamış ve dar kazağının altındaki göğüslerinin bütün güzelliğini teşhir edercesine sokağa bakıyormuş.' Temel hemen elini kaldırmış ve 'Orospi..'demiş 01-08-2008 09:36 |
||
| HÜSSO | ||
| SEÇMECE KALİTELİ FIKRALAR Genç rahibelerden biri koşarak gelir ve başrahibenin önünde diz çökerek; - Değerli hemşire, sormayın başıma neler geldi. - Ne oldu kızım ? - Arka bahçede çiçek topluyordum, bahçıvanın oğlu ortaya çıktı ve maalesef bana... - Tecavüz mü etti ? - Evet. - Peki kızım sen şimdi git, mutfaktan bir limon al, kes ve suyunu iç. Bahçıvanın oğlu ile ben ilgilenirim. - Limon hamileliği önler mi ? - Hamileliği önlemez de en azından sırıtmanı engeller. ------------------------------------------------------------------------- ÜÇ RAHİBE Üç rahibe bir araya gelmiş pederi çekiştiriyorlarmış. Birinci rahibe: - Geçen gün pederin odasına temizlik için girdim, dolabını temizlerken bir de ne göreyim, bir sürü porno dergi. Hepsini sobaya atıp yaktım, demiş. İkinci rahibe : - Ben de geçen gün girdiğimde çekmecesinde çok sayıda prezervatif vardı, hepsinin ucunu iğneyle deldim! demiş. Üçüncü rahibe bayılmış... -------------------------------------------------------------------------- SANDALET -------------------------------------------- Bir adamla karısı Mısır'da eski bir çarşıda geziyorlarmış. Ayakkabı satılan bir dükkanın önünden geçerlerken satıcı içerden seslenmiş, buyur etmiş. Girmişler, satıcı : - Çok özel büyülü sandaletlerim var beyefendi, sizi sekste çok vahşi ve kuvvetli yapacak sandaletler. Adam tabi ki erkekliğe bok sürdürmemek için pek önemsememiş ama eski günleri özleyen karısının ısrarlarına dayanamayıp sandaletleri denemeye karar vermiş. Adam sandaletleri giyer giymez gözleri parlamış, kalbi hızlı atmış, fiziksel değişimler başlamış, nefesi sıklaşmış, gözleri büyümüş ve etrafına farklı bir şekilde bakınmaya başlamış. Karısı bir adım geri kaçmış 'aman Allah'ım dur dur... ' derken adam koşmuş, satıcıyı yakaladığı gibi tezgaha yatırmış, satıcının pantolonunu parçalayarak çıkarmaya başlamış, bu arada satıcı bir yandan kurtulmaya çalışırken diğer yanda bağırıyormuş : - Dur ulan, sandaletleri ters giydin! ------------------------------------------------------------------------- SÜPERMAN Adamcağız hayli alkollü ve de bitkin üstelik gecenin saat üçünde evine gelir. Karısı son derece zinde, duruma kesinlikle hakim, kocasını sorgulamaya başlar. - Söyle bakalım Süpermen. Neler yaptın bu akşam? - Valla karıcım, patronla beraber müşterileri yemeğe çıkarttık. - Eeee, sonra ne yaptınız süpermen? - Oradan striptize gittik. . . Ben sadece seyrettim. - Yani sen bir şeyler yapmadın değil mi, süpermen ? - Ben hiç bir şey yapmadım, ama sen niye bana ikide bir süpermen diyorsun? - Valla, ben donunu pantolonunun üstüne giyen bir seni bir de süpermeni gördüm. --------------------------------------------------------------------------- HANGİSİ EVLİ ? Öğretmen öğrencilere sormuş : - Ağaçta 7 kuş var. Avcı ateş ediyor, 3 tanesini vuruyor. Ağaçta kaç kuş kaldı ? Birisi 4 kuş kalır deyince başka bir çocuk hemen atılmış : - Hayır öğretmenim ateş edince bütün kuşlar uçar, ağaçta hiç kuş kalmaz... Öğretmen bunun üzerine : - Cevap yanlış ama stilini sevdim, demiş. Çocuk : - Öğretmenim, ben de bir soru sormak istiyorum. Ellerinde dondurma olan 3 bayan var. Biri dondurmasını yalıyor, öbürü emiyor, diğeri de ısırıyor. Bu bayanlardan hangisi evlidir ? Öğretmen düşünmüş, düşünmüş... - Emerek yiyen evlidir, demiş. Çocuk : - Hayır öğretmenim, parmağında alyansı olan evlidir. Ama ben de sizin stilinizi sevdim. ---------------------------------------------------------------------------- DOKTOR TEMEL Kadının biri rahatsızlığı bulunan oğlunu doktora götürmüş : - Doktor bey oğlum rahatsız. - Nesi vardur ? - Bacakları çarpık, kolları tutmuyor, gözleri iyi görmez ve de pek iyi işitmez. Temel bunun üzerine kadına döner : - Lütfen soyinun, sonra da uzanun der. Kadın şaşkın bir vaziyette, - Doktor bey hasta olan ben değilim, oğlum hasta. - Ula anladum da uşağu tüzeltmek, yenisini yapmaktan taha zor. --------------------------------------------------------------------------- GORİL VE KADIN Bir bahar günü adam ve karısı hayvanat bahçesine giderler. Kadın hoş bir kolsuz pembe elbise giymiştir. Hayvanat bahçesinde fazla kimse yoktur. Gezerlerken gorillerin olduğu bölümde oldukça kılli ve iri bir goril görürler. Goril kadını görünce heyecanlanır ve çite tırmanıp tek eliyle göğsünü dövmeye baslar. Gorillerin kur yapma biçimi) Herhalde kadının açık giysisinden etkilenmiştir. Adam bunun komik olduğunu düşünür ve karısına gorili daha fazla tahrik etmesini önerir. Kadın elbisesinin omuzlarını indirir ve goril çığlıklar atmaya başlar. Adam karısını biraz daha teşhirciliğe ikna eder kadın elbisesinin eteğini biraz yukarı kaldırır ve goril çıldırır, zıplamakta ve bağırmaktadır. O anda adam karısını yakalar, gorilin kafesini açar ve karısını içeri atarak kapıyı kapatır. - şimdi ona başının ağrıdığını söyle.. --------------------------------------------------------------------------- SAMİ ZAN Çapa Tıp Fakültesinde okuyanlar Anatomi hocası Sami ZAN'ın ününü bilirler. Sami hoca üreme organlarını kendi üslubuyla anlatan ve her dersinde 400 kişilik anfide dışarıdan gelenlerle birlikte yaklaşık 700-1000 kişiyle dolduran çok değerli bir hoca idi... Anatomi derslerinin birinde, erkek menisindeki yüksek glikoz, yani bizim bildiğimiz şekerin seviyesini anlatıyordu. O yıl liseden mezun genç bir öğrenci kız arkadaşımız el kaldırdı ve bombayı patlattı. - Anladığım kadarı ile menide çok şeker olduğunu söylüyorsunuz.. - 'Evet, aynen öyle' dedi Sami hoca ve dediklerini destekleyen istatistik oranların tablosunu gösterdi. Arkadaşımız gene elini kaldırıp söz istedi: - O zaman tadı neden şekerli değil?.. Amfide korkunç bir sessizlik oldu... Ve sonra bütün amfi gök gürültüsü gibi bir kahkaha koyverdi... Yüzü birden kıpkırmızı olan arkadaşımız, hızla defterle kapıya koşarken, Sami Hoca çok ciddi bir yüz ve buz gibi sesle dersi sürdürdü... - Şeker tadı alınamaz. Çünkü şekeri hisseden tat alma hücreleri insanın dilinin ucundadır... Gırtlak derinliğinde ise, acıyı ve ekşi tadı algılayan reseptörler bulunur... Sana neşeli bir gün dilerim kızım.... ----------------------------------------------------------------------------- Öğrenci kızlar bir gün, Sami ZAN hoca, yine bel altına inerse sınıfı terk etmek için karar almış. Hoca, O gün penisi anlatırken işi ülkelere göre boyut sınıflandırmasına getirmiş. Afrika'da maşallah 25-35 cm olanlar var karayılan gibi diye kaptırmış, anlatıyor. O ara kapıya gözü takılıyor, kızlar ayaklanmış sınıfı terk ediyorlar. 'Ne O hanımlar Afrika'ya uçak mı kalkıyor' deyince hepsi geri dönmüş. -------------------------------------------------------------------------- Genc kiz, sevgilisine telefon açmis: 'Tankut, demis, seni çok arzuluyorum,geceleri uyku uyuyamiyorum.. Ne olur bu hafta sonu bize yemege gel. Seni annem babamla tanistirayim. Sonra benim odamda ders calisiyor gibi yapar doya doya sevisiriz... Tankut omrunde hiçbir kizla sevismemis, toy bir delikanli.. Bir eczaneye gitmis. Babacan eczaciya: 'Bu hafta sonu önce bir aile yemegi, pesinden atesli bir ask yasayacagim demis, o yüzden iyisinden bir kutu prezervatif istiyorum... Babacan eczaci kutulari vermis,oglanin sirtini sivazlayip yolcu etmis. Tankut hafta sonunda bir büyük buket çiçekle kizin evinin kapisini çalmis. Genç kiz kapiyi açmiç. Tankut'u dogrudan yemege almis. Delikanli çok mahcup biçimde masaya oturmus. Kizin ana babasinin yüzüne söyle bir baktiktan sonra basini önüne egmis.. Baslamis dua etmeye. Ancak dua bir türlü bitmiyor. Kiz sonunda dayanamamis, fisiltiyla: 'Ben senin bu kadar dindar oldugunu hic bilmiyordum Tankut, demis... Tankut adeta inlemis : 'Ben de babanin eczaci oldugunu.. --------------------------------------------- Temel, Fadime'nin kedisinden nefret etmektedir. Birgün kararını verir ve Fadime evde yokken kediyi yakalayıp, arabasına koyar. 1-2 kilometre kadar ileride, bir köprünün yanına bırakıp evine döner. Kapıyı açıp eve döndüğünde bir de bakar ki, kedi sepetinde oturuyor. Ertesi gün, Fadime'nin evden çıkmasını bekleyip, kediyi yine arabaya atar. Bu kez 5-6 kilometre ötedeki bir kasabada, bir çöp konteynerinin içine bırakır. Eve döner, kapıyı açar, kedi yine baş köşeye kurulmuş, Temel'e kötü kötü bakıyor... Ertesi gün işi iyice inada bindirir, kediyi yakaldığı gibi 10-15 kilometre direksiyon sallar, bulduğu her tali yola girer, kedi yönünü kaybetsin diye çeşitli şaşırtmaca yollara girer, daireler izer. Sonunda yaptığı işten iyice emin olunca, arabayı durdurur ve kediyi bırakır. Arabasına atlayıp, evinin yolunu tutar. Saatler sonra Temel, Fadime'ye telefon açar; - Uy Fadime, kedi yaninda mi? - Evde, niye soriysun da? - O ibne'yi ver telefona, Kayboldum?. 23-07-2008 14:39 |
||
| çetoo | ||
| Kilise nin papazı Zangoç'un karısına kötü gözle bakmaya başlar. > Zangoç fark eder ama elinden bir şey gelmez. > Papaz işi biraz ileri götürünce, Zangoç dayanamaz ve papazın değerli > şaraplarını içmeye başlar. > Papaz bakar şaraplar eksiliyor, takip eder ve Zangoç'un yaptığını > öğrenir. > Seslenir.. > - Zangoç efendi, uzun zamandır günah çıkartmıyorsun. > - Doğrudur sayın peder işler işte der. > Papaz > - Olmaz öyle, geç bakalım kafese. > Papaz sorar: > - Papazın şaraplarını kim içoor? > - Duyulmoor. > - Yahu nasıl duyulmaz? > - Duyulmoor işte. > Papaz daha yüksek sesle: > - Zangooç papazın şarapları kim içooor. > - Duyulmooor. > - Nasıl duyulmaz aramızda bir karış yok. > - Buradan duyulmoor işte > - Peki yer değiştirelim sen seslen bir de bakalım. > Zangoç ve papaz yer değiştirirler. Zangoç ses denemesi için sorar: & gt; - Papaz efendi Zangoç'un karısını kim götüroor? > Papaz cevap verir > - Hakket duyulmoor .. !! 19-07-2008 09:53 |
||
| xxl | ||
| Musevi vatandaşlarımızdan Moiz'e, vergi dairesinden bir mektup geldiği zaman kendisini bir korku almış. Gelen mektupta 'Lütfen defterlerinizi yanınıza alıp Salı sabahı daireye gelin' diyormuş. Moiz bütün hafta sonunu düşünerek geçirmiş. Pazartesi sabahı da Salamon'a gidip 'Salamon kuzum, beni vergi dairesinden çağırıyorlar, acaba oraya giderken ne giysem? Ben diyorum ki temiz pak giyineyim. Lacivertleri çekeyim. Onlara karşı hürmetkar olduğumu anlasınlar.' Salamon hemen itiraz etmiş 'Sen deli misin be? O kıyafette gidersen senin zengin olduğunu anlarlar. Onun için sen eski bir pantolon, ceket giy öyle git de sana acısınlar.' Moiz ikna olmamış ve bu defa da Mişon'a gitmiş. 'Mişon be kuzum' demiş 'Benim bir derdim var. Salı sabahı yanımda defterlerim olduğu halde vergi dairesine gideceğim. Ne giyeceğime bir türlü karar veremedim. Salamon'a sordum, o 'Sakın iyi giyinme, zenginsin diye canına okurlar' diyor. Acaba bir kot pantolon giyip mi gitsem?' Bu defa Mişon itiraz etmiş 'Hiç olur mu be Moiz? Vergi dairesine o kıyafette gidilinir mi? Sen en koyu renk elbiseni giy, en şık kravatını tak ve öyle git.' Kafası iyice karışan Moiz kalkmış Haham'a gitmiş. Haham'ın yanında bir hanım olduğu için Moiz'e beklemesini işaret etmiş. Kadın gidince de Moiz'i yanına çağırıp sormuş 'Gel bakalım Moiz. Ne derdin var? Sen buralara pek uğramazsın da...' Moiz 'Haham efendi' demiş 'Salı sabahı vergi dairesine gitmem lazım ama nasıl giyinip gitmemin daha uygun olacağına bir türlü karar veremedim. Salamon 'Spor giyin' diyor, Mişon ise 'Şık giyin' diyor. Ben nasıl giyinsem acaba?' Haham hafifçe gülümsedikten sonra 'Moiz' demiş 'Senin durumun bana demin buradan ayrılan dul bayan Ester'in problemini hatırlatttı. Kendisi Salı gecesi evlenecekmiş. Bana sordu 'Haham Efendi' dedi, 'Yaşım 50, ben düğün gecesi kısa mı giyinsem yoksa şöyle uzun bir şey mi giysem?' Ben kendisine aynen şu cevabı verdim 'Kızım Ester, sen Salı gecesi evleniyorsun. Ne giyersen giy, gece yatağa girince netice aynı olacaktır. Onun için Moiz, sen de vergi dairesine istediğin kıyafette gidebilirsin!' 17-07-2008 14:28 85.99.78.58 |
||
| bir arkadaşa ithafen bay ö. | ||
| Şayet ömrün vefa etse idi... Adamın biri sabah uyanınca o gün 87 yaşına girdiğini hatırlamış. Yavaş yavaş yataktan kalkar iken gözü ayaklarına ilişmiş 'Sevgili ayaklarım' demiş 'Şükürler olsun bugün hep beraber 87 yaşına girdik. Bu kadar sene beni istediğim yere götürdünüz sizlere çok teşekkür eder nice seneler dilerim.' Sonra dizlerine dikkat etmis 'Sevgili dizlerim. Bugun hep beraber 87 yasina girdik. Bu kadar sene beni taşıdınız, Bükül! deyince büküldünüz, Doğrul! Deyince doğruldunuz, Sizlere de çok teşekkür eder nice seneler dilerim.' Sonra gözü biraz daha yukarı kaymış 'Eee emektar' demiş 'Şayet senin de ömrün vefa etse idi bugün bizim ile beraber 87 yaşına girmiş olurdun!' 17-07-2008 14:27 85.99.78.58 |
||
| Bestman | ||
| Adam isten evine gelmis ve karisina; 'Hayatim, isyerinden en sevdigim arkadasimi bu aksam yemege çagirdim...' Karisi sinirlenmis: -Neeee! Sen delirdin miii.....!!! -Ortaligi görmüyor musuuuun..??? -Ev darmadaginnn...!!! Nermin?ler bendeydi bugüüünnn...!!! (vir,vir,vir,vir) -Üstelik yemek de yapmadimmm... -Zaten alisverise de çikmamistim...!!! (Car,car,car,car,car) -Geçen aksamdan kalan bulasiklari bile yikamadim henüz...(Dir,dir,dir, dir.) -Heeemm bugün muayyen günüm; sinirli ve yorgunummm.!!(Bla, bla, bla, bla...) -En sevdigim pembe dizi 'sebekler de aglar' var bugün televizyonda; onu izlemek istiyordummm...!!!(Lak,lak,lak, lak,lak....) -Hem bu aksam Nalan'la telefonla konusma günüm; biliyorsun Çarsamba aksamlari 23.00'dan sonra %70 indirim var...' - 'Biliyorum canim, biliyorum...' - 'Biliyorsan arkadasini neden çagirdin ozzzamaannnnan...!!!???' - 'O salak, bu aralar 'evlenmek istiyorum' diye tutturdu da hayatim...!' 28-06-2008 11:15 |
||
| Bestman | ||
| ZEKİ KADINLARA SAYGILARIMLA KARI & KOCA Bir çift hiç konuşmadan arabayla yolda gitmekteydi. Daha önceki bir tartışma münakaşaya dönüşmüştü ve hiçbiri teslim olmak istemiyordu. Keçi, katır ve domuzlarla dolu bir çiftliğin yanından geçerken koca, alaycı bir biçimde sorar: 'Akrabaların mı?' Karısı 'Evet' diye cevap verir ve ekler, 'Senin taraftan akrabalarım' KELİMELER Kocası karısına kadınların bir günde kaç kelime kullandığına dair bir makale okuyordu... 'Erkeklerin 15,000 kelimesine karşılık 30,000 kelime' Karısı yanıtladı: 'Sebebi erkeklere her şeyi tekrar etmek zorunda olmamızdır.' Kocası karısına döndü ve sordu: 'Efendim?' YARADILIŞ Bir gün bir adam karısına sordu: 'Aynı zamanda nasıl hem bu kadar salak, hem de bu kadar güzel olabildiğini anlamıyorum.' Karısı yanıtladı: Allah beni sen çekici bul diye çok güzel yarattı; Allah beni seni çekici bulayım diye çok salak yarattı!' KONUŞMAMA CEZASI Bir karı koca evde problemler yaşamaktaydı ve birbirlerine konuşmama cezası uygulamaktaydı. Aniden adam ertesi gün karısının kendisini sabah 5:00 da iş için bir uçuşu olduğundan uyandırması gerektiğini hatırladı. Sessizliği ilk bozan ve kaybeden kendisi olmamak için, bir kağıdın üzerine 'Lütfen beni sabah 5:00 da uyandır.' yazdı ve notu karısının bulabileceği bir yere bıraktı. Ertesi sabah, adam uyandı ancak saatin 9:00 olduğunu ve uçuşu kaçırdığını fark etti. Çok kızdı, tam karısının onu neden uyandırmadığını soracakken yatağın yanında bir parça kağıt buldu. Kağıtta 'Saat 5:00 uyan' yazmaktaydı. Erkekler bu tip yarışmalar için yeterli donanıma sahip değiller (İstisnalar Hariç) Allah erkeği kadından önce yaratmış olabilir, ancak şaheserden önce her zaman bir kabataslak vardır. 24-06-2008 09:36 |
||
| sevdigim bir yazardan alıntıdır. | ||
| Serçenin biri bir bahar günü dalgın dalgın uçuyormuş... Bir anda farketmiş ki, bir yolun bir metre üstünde uçuyor ve karşıdan da motorsikletli bir adam geliyor. Her ikisi de çarpışmayı engellemek için ellerinden geleni yapmışlar... ama nafile... Serçe 'çotaaank' diye motorsikletli adamın kaska çarpıp düşmüş. Şimdi, motorcu sıkı bir hayvansever ya, doğal olarak hemen atlamış motordan; Koşmuş serçenin yanına. Serçe baygın yatıyor.. Kıyamamış, bırakamamış yolda; almış getirmiş eve. Eskiden kalma bir de kafesi var evde... Baygın serçeyi kafesin içine güzelce yerleştirmiş.. Yanına da az biraz su, az biraz ekmek koymuş, vurmuş kafayı yatmış... Bizim serçe bir müddet sonra ayılmaya başlamıs.. Daha tam seçemiyor ortalığı.. hafif bulanıklık var yani... Bir bakmıs ki parmaklık, ekmek, su falan var bulunduğu yerde... Birden dank etmiş vaziyet: Hass....tir.....laann motorcuyu öldürmüşüz ....! 18-06-2008 10:17 85.99.0.42 |
||
| x5 | ||
| Bir çift kanat Adam ölmüş, öbür dünyada soruyorlar; - İçki içer miydin? - Hayır. - Kumar oynar mıydın? - Hayır. - Peki gece alemlerine katılıp hovardalık yapar mıydın? - Hayır. Sualleri soran yetkili 'Bana bir çift beyaz kanat getirin' deyince adam sevinmiş: - Beni melek mi yapacaksınız? - Hayır! Sen alıştığın gibi, kaz olarak kalacaksın!.. 11-06-2008 12:37 78.166.78.115 |
||
| Hüsso | ||
| Bill Gates ölmüş ve Tanrının huzuruna çıkmış.. > > Tanrı demiş ki: > 'Bill senin durumun hakikaten karmaşık. > Seni cennetemi cehenneme mi yollamalı bilemiyorum. > Her eve bilgisayar girmesine yardımcı olarak insanlığa > katkıda bulundun ama bir yandan da Windows gibi bir > rezaleti de yarattın. > Ben de senin özel durumuna göre bir şey yapacağım. > Cenneti de cehennemi de ziyaret et, hangisine gideceğine,> karar ver. > > 'Tamam' demiş Bill Gates, 'Önce cehenneme bir bakayım.' > > Ve inmiş cehenneme bir de bakmış berrak sulu bir kumsalda > bir sürü güzel kız top oynuyor eğleniyor, güneş parlıyor > hava süper. > > 'Allaah' demiş Bill Gates, 'Cehennem böyleyse Cenneti > hakkaten görmek isterim.'Ve cennete çıkmış. Bir bakmış, bulutların üzerinde bir > yer, etrafta melekler uçuşuyor, güzelce bir yer ama > cehennem kadar değil. > > 'Tamam' demiş tanrıya Bill Gates, 'Ben cehenneme gitmeye > karar verdim.' > > İki hafta sonra tanrı cehennemi ziyaret edip Bill Gatesin > nasıl olduğuna bakmaya karar vermiş Gitmiş Bill'in yanına, Bill bir duvara zincirlenmiş, > alevler içinde karanlık bir mağarada ve zebaniler işkence > ediyor. > > - Nasılsın Bill? - > > - Korkunç! Burası iki hafta önce geldiğim cehennem değil! > Kızların oynaştığı o güneşli kumsala ne oldu? - > > Tanrı cevap vermiş: O ekran koruyucuydu!!!!! 06-06-2008 11:11 |
||
| ahmet çavuşogludan alıntı | ||
| Şoförlüğü de pek para etmez! TIR şoförü orta yaşlı bir adam, kamyoncuların durup yemek yedikleri benzin istasyonunda kahvaltısını ederken içeriye, deri ceketli, sakallı ama kabak kafalı, dev gibi üç tane motorsiklet sürücüsü girmiş... Bir tanesi adamcağızın tabağındaki çorbada sigarasını söndürüp barın önündeki sandalyeye oturmuş... İkincisi adamın içtiği suyun içerisine tükürüp bardaki yerini almış.. Üçüncüsü de adamın tabağını ters çevirip arkadaşlarının yanına geçip oturmuş. Adamcağız en ufak bir itirazda bulunmadan, barı sessizce terk etmiş. Kısa bir müddet sonra serserilerden biri garson kıza dönüp; 'Ne biçim herif bu? Erkekliği beş para etmezmiş!..'demiş. 'Evet!' demiş kız, ve ilave etmiş 'Şoförlüğü de beş para etmezmiş... Biraz evvel benzinlikten çıkarken dev gibi TIR'ı ile üç tane Harley Davidson'un üzerinden geçti!..' 03-06-2008 11:54 |
||
| hüseyin dönmez | ||
| iki arkadas kirve olmus zamanla birbirin davet ederler. hasan husuyu davet etmis kralar gibi agirlamis sira husuye gelmis siradan hazirlik yapmis kirve kusura bakma yedigin seyler hep ayni hasan buna cok bozulur bir gun ev dogru gidergen husuyu gorur hayirdir kirve mehmet ve aliyi ozledim onlari gorecegim kirve eve kadar gitmene gerek yok mehmet ve ali tıpkı bana benzer bana bak olur biter 02-06-2008 20:54 |
||
| Hüsso | ||
| İspanya'da tatilini geçiren turist, restoranda tipik bir İspanyol yemeği yemek istemişti. Listeyi uzun uzun inceledi. Cojano adı dikkatini çekti. Ne olduğu hakkında hiçbir fikri yoktu. Parmağını basıp, garsona işaret etti. Garson bir tabak içerisinde yemeğini getirdi. Nefis bir şeydi ama içindekinin ne olduğunu çıkaramadı. Bir çeşit etti ama ne?...Garsonu çağırdı ve sordu...Garson anlattı : - Bugün boğa güreşlerine gittiniz mi bayım? - Evet... - İşte bu yediğiniz yemek bugün arenada öldürülen boğanın yumurtalıklarından yapıldı. Adam ertesi gün gene aynı restorana gitti. Tadı damağında kalan yemeği Cojano'yu bir kez daha istedi. Lezzetle yedi. Artık ahbap oldukları garson hatır sormaya geldi : - Nasıl memnun kaldınız mı bayım? - Kaldım kalmasına ama bir şey dikkatimi çekti. Dün yediğim Cojano biraz daha büyüktü gibi geldi bana. Garson başını iki yana salladı : - Her zaman boğa kaybetmez bayım... 30-05-2008 17:59 |
||
| hüsso | ||
| EŞEK Malum zamanların birinde KAYSERİ'DE Amerikalıların yardımı ile karayolu çalışmaları yapılıyormuş.Bölgeye yakın bir köyde de Köylüler bir patika yolu yapıyorlarmış.Bunun için bir eşeği tepeye doğru kovalayıp onun geçtiği yeri sertleştirerek yolu tamamlıyorlarmış. Malum hayvan içgüdüsel olarak hedefe doğru en az yorucu yolu seçer ya!... Bu köylüler, O sırada orada vazifeli olan bir Amerikalı mühendisin dikkatini çekmiş.Mühendis olanları merak ederek tercümanı -ya da karayolu projesinin bir Türk Yetkilisi-ile yanlarına gitmiş -'Kolay gelsin, ne yapıyorsunuz burada böyle?' İçlerinden en uyanık olanı; -'Yol yapıyoz' diye cevap vermiş. -'E, bu eşek ne işe yarıyor?' Köylü genel işlem sırasını şöyle bir anlatmış. Eşeğin yolun nereden geçeceğine karar verdiğini söylemiş. Amerikalı mühendis çok ilginç bulduğu bu fikre yerlere yatmış gülmekten: -'Eee...Eşek bulamayınca neyapıyorsunuz?' -'O zaman Amerika'dan mühendis getirtiyoruz!! 28-05-2008 17:14 |
||
| hüsso | ||
| KÖPEK Adamın biri sabah evden ise giderken ilginç bir cenaze kafilesi fark eder. En önde yürüyen köpekli bir adam. Arkasında bir tabut ve onun 10 metre arkasında bir başka tabut. Bunları takip eden, tek sıra olmuş 200'den fazla adam. Meraklanır. Kafilenin başındaki köpekli adam hiç kuşku yok ki cenazenin sahibidir. Yanına yaklaşır ve sorar: -Beyefendi, bu üzüntülü gününüzde hatırlatmak istemem ama ölenler neyiniz oluyor? Adam yanıtlar: -Öndeki karım, arkadaki de kayınvalidem. -Vah vah, başınız sağ olsun. Nasıl oldu? -Köpeğim karıma saldırıp öldürmüş. Kayınvalidem de karıma yardıma gelmiş. Köpek onu da öldürmüş. Adam biraz düşündükten sonra sorar: -Beyefendi, köpeğinizi ödünç alabilir miyim? -Sıraya geç! 28-05-2008 17:13 |
||
| Hüsso | ||
| DEDE 85 yaşından bir adam doğum hanenin kapısında beklemektedir doğum haneden çıkan doktor şöyle bir bakındıktan sonra yaşlı adama sorar: DOKTOR--'içerde doğum yapan bayan yakınınız mı?' DEDE--'Evet, eşim.' DOKTOR--'Ama bayan 25 yaşlarında...' DEDE--'Tamam işte, eşim o. Niye şaşırdınız, baba olamaz. mıyım yani?' DOKTOR--'Yoo, aklıma benim dedem geldi de.' DEDE--'Nesi varmış dedenizin?' DOKTOR--'Kendisi av meraklısı idi. sürekli ava çıkardı.Ancak yaşlanınca zorlanmaya başladı. Bir gün ava çıkacakken kendisini uyardık, aman yapma dedecim, sen yaşlandın, ava gidemezsin diye.Kendisi Israr etti ve hazırlandı. E, tabi yaşlılık, çıkarken tüfek yerine baston aldı eline. Ben de kendisiyle gittim. Ormanda bayağı yol yürüdükten sonra bir geyik gördük. Dedim ya, dedem yaşlı. Bastonu omzuna koydu,doğrulttu ve geyiğe bastonla ateş etti. Geyik o anda vurulup yere düştü...' DEDE-'Olur mu, başkası vurmuştur onu. 'DOKTOR-'Ben de onu demeye çalışıyorum işte 28-05-2008 17:13 |
||
| hüsso | ||
| 18 yaşıdaki kız, annesine iki aydır adet görmediğini söyler. Annesi, çok tedirgin olur ve eczaneye bir hamilelik testi almaya gider ve sonuçlar kızın hamile olduğunu gösterir. Anne çıldırmıştır, bağırır çağırır ve 'bunu yapan hangi domuz, bilmek istiyorum' der. Kız telefon açar ve yarım saat içinde bir Ferrari evin önünde durur, içinden hafif kırlaşmış saçları ve çok pahalı bir elbisenin içinde manyak yakışıklı bir adam iner ve kapıdan içeri girer. Anne baba ve kızla beraber otururlar. Herif, 'kızınız durumu anlattı' der , 'kişisel durumumdan dolayı kızınızla evlenemem' , 'ancak tüm sorumluluğu alıyorum. Eğer bir kız çocuğu doğarsa; Annesine bir ev, bir yazlık villa ve 1 milyon dolarlık bir banka hesabı, Eğer bir erkek çocuk olursa; Birkaç fabrika ve bir milyon dolarlık bir hesap, Eğer ikiz doğarsa; Her ikisine de 500 bin dolarlık hesap ve bir fabrika vereceğim, der. Ancak düşük olursa.... O zamana kadar sessizce bekleyen baba elini dostça adamın omuzuna koyar ve ' o zaman tekrar denersiniz evladım' 23-05-2008 09:12 |
||
| ahmet çavuşoglu'ndan alıntı | ||
| Fesatlığa lüzüm yok... Bir Türk ile evli olan Amerikalı kadın kocası ile İstanbul'a yerleşmiş. Yerleşmiş ama hiç Türkçe bilmediği için de alış veriş ederken çok sıkıntı çekiyormuş. Bir gün canı but çekmiş. Kasaba gitmiş, butlarını göstermiş ve eti alıp evine dönmüş. Üç beş gün sonra da canı göğüs eti çekmiş. Bu defa da göğüslerini gösterip işini halletmiş. Bir zaman sonra canı sosis çekmiş ve kocasını da alıp kasaba gitmiş. Neden? Hemen fesatlık edip, kötü kötü düşünmeyin. Kadın, hali ile Türkçe konuşan kocasını 'Bize biraz sosis ver' diyebilmesi için kasaba götürmüş. 21-05-2008 11:01 85.99.161.4 |
||
| ahmet çavuşogludan alıntı | ||
| Noel Baba'nın derdi! Noel Baba, hediye bırakmak için bir evin bacasından içeri süzülüp girmiş. Salonda kurulu çam ağacının altına paketleri bırakırken güzel bir kadın yanına yaklaşmış ve 'Noel Baba, ne olur bu gece burada kal!' demiş. Noel Baba bir yandan kadını süzerken bu teklife itiraz etmiş 'Hoh hoh hoh, gitmem lazım. Herkese hediye dağıtacağım' demiş. Kadın bluzunu çıkartmış ve yine 'Bu gece burada kal' demiş. Noel Baba yine 'Hoh hoh hoh, gitmem lazım' demiş. Kadın bu defa etekliğini de çıkartmış ve 'Ne olur burada kal' demiş. Noel Baba da 'Hoh hoh hoh, kalmam lazım. Zaten bu durumda bacadan sığmam' demiş. 21-05-2008 10:59 85.99.161.4 |
||
| Ahmet YILMAZ Haymana | ||
| Birgün ormancinin biri dallari nehrin üzerine sarkan agacin dallarini keserken baltasini suya düsürür. "Aman tanrim" diye bagirdiginda bir peri belirir ve "Ne diye bagiriyorsun ?" der. Ormanci baltasini suya düsürdügünü ve yasamini sürdürebilmek için o baltaya ihtiyaci oldugunu söyler. Peri suya dalar ve elinde bir altin balta ile tekrar belirir. "Baltan bu muydu ?" diye sorar. Ormanci"hayir" diye cevaplar. Peri suya tekrar dalar ve bu sefer elinde gümüs bir balta ile tekrar belirir ve yine sorar. "Baltan bu muydu ? Ormanci yine "hayir" diye cevaplar. Peri suya tekrar dalar ve bu sefer elinde demir bir balta ile tekrar belirir ve yine sorar. "Baltan bu muydu ?" Ormanci "evet" der. Ormancinin dürüstlügü perinin çok hosuna gider ve baltalarin üçünü de kendisine verir. Ormanci mutlu bir sekilde evine döner. Bir zaman sonra ormanci esiyle birlikte nehir boyunca yürürken karisi suya düser.Ormanci "aman tanrım" diye bagirir. Peri yine belirir ve sorar: "Ne diye bagiriyorsun ?" Ormanci" karim suya düstü der. Peri suya dalar ve Jennifer Lopez ile birlikte geri döner. "Senin karin bu mu?" diye sorar. Ormanci "evet" der. Peri sinirlenmistir, "Yalan söylüyorsun, gerçek bu degil" der. Ormanci "özür dilerim peri, ortada bir yanlis anlasilma söz konusu. Eger Jennifer Lopez için hayir deseydim bu sefer Catherine ZetaJones ile geri dönecektin, ona da hayir deseydim karimla dönecek ve her üçünü de bana verecektin. Ben fakir bir adamim ve üç karimin sorumlulugunu tasiyabilecek durumda degilim. Jennifer Lopez'e evet dememin sebebi budur... Bu hikayeden alınacak ders : Ne zaman bir erkek yalan söylüyorsa bunun iyi ve saygın bir nedeni vardir ve bu baskalarının yararı içindir. Kendileri için birsey istiyorlarsa ekmek çarpsindır...valla : )) 15-05-2008 22:10 88.226.142.77 |
||
| Süper Eğlence | ||
| İşte ! aradığım kız bu İlk yemeğe çıkışımızda cep telefonu çaldı. Elini çantasına attı. Kurcaladı, kurcaladı. Telefon uzun uzun çalmaya devam ediyordu. Bir türlü bulamadı. Sonra o güzel cümle döküldü dudaklarından: 'Evde mi bıraktım acaba?' İşte o an aradığım kız bu dedim. ------------ --------- --------- --------- --------- --------- --------- --------- --------- --------- --------- --------- Pişmanlık Bilinçli tüketim, bilinçli üretimle olur 18.000 YTL kredi kartı borcum olduğunu öğrenen babamın ilk tepkisi; 'Keşke korunsaydım' ------------ --------- --------- --------- ------------ --------- --------- --------- --------- --------- --------- --------- --------- Altıncı his 6. His filmini izledin mi dedim. Hayır ama çok övdüler dedi. Bende filmin CD'si var, istersen vereyim izle, ben de çok beğendim dedim. Şimdi izlersem bir şey anlamam, ilk 5 tanesini izlemem lazım önce dedi. Sustum.Gülmedim bile. Artık görüşmüyoruz. ------------ --------- --------- --------- --------- --------- --------- --------- --------- --------- --------- --------- ---- Öncelik Evlenmeyi düşündüğü erkek arkadaşının 'benden önce biriyle oldun mu?' sorusuna, 'buraya gelmeden önce mi?' cevabını vererek evlilik umutlarını magmalara atan hatunun gerçek sarışın ol duğunu söylememe bilmem gerek kaldı mı? ------------ --------- --------- --------- --------- --------- --------- --------- --------- --------- --------- --------- --- Suyu ısıt Geçenlerde köyde komşunun evinin önünden geçiyordum. Yaşlı amca hanımına şöyle dedi: 'Hanım suyu ısıt;olursa olur olmazsa çay demleriz.' Hala gülmekteyim. ------------ --------- --------- --------- --------- --------- --------- --------- --------- --------- --------- --------- ----- Maalesef Kaybettik Aniden fenalaşan annelerini apar topar hastanenin acil servisine taşıyan, ancak yarım saat sonra doktorun 'maalesef annenizi kaybettik'demesiyle annelerinin öldüğ ünü öğrenemeyen(!) bunun yerine 'ulan nasıl kaybedersiniz koca kadını daha demin buradaydı!' deyip doktorubir güzel döven komşularım var duyurulur... ------------ --------- --------- --------- --------- --------- --------- --------- --------- --------- --------- --------- - Ramazan geldi Her zaman canım, aşkım diyen kocacığım Ramazan geleli beri,orucu bozulmasın diye bana 'kanka' diyor ya.. ------------ --------- --------- --------- --------- --------- --------- --------- --------- ------ Danger Önümüzde ilerleyen tankerin üzerindeki 'DANGER' yazısını görüp de 'Allah'ın akıllısı, tanker yazacağına danger yazmış' diyen ve arkasından kahkahalarla gülen teyzemi nerelere göndersem acaba? ------------ --------- --------- --------- --------- --------- -------- --------- --------- --------- --------- ------- Kıbleye çevirin Bu zamana kadar hiçbir şeyi alkışlatamamıştım kısmet bugüneymiş. Lütfen o büyük alkışlarınız pilota 'Uçağı kıbleye çevirin, namaz kılacağım' diyen gurbetçi vatandaşımıza gelsin. Haberi gördüğümde ben öyle yaptım da. ------------ --------- --------- --------- --------- --------- --------- --------- --------- --------- --------- --------- --- Efendi Çocuklar Lütfen bir alkış da benim anneme zira kendisi geçen gün televizyonda zap yaparken, Aydın ve Fatih Ürek'i görünce, 'Ben bunları çok severim, mankenlerle falan dedikoduları çıkmıyor,terbiyeli çocuklar' dedi. ------------ --------- --------- --------- --------- --------- --------- --------- --------- --------- --------- --------- ----- Bizim oradaki Carrefour´un ilk açıldığı zamanlar. Mağazada anlık indirim duyurularını anons eden kişi şöyle dedi: 'Pantolonları indirdik, orta reyonda sizleri bekliyoruz.' ------------ --------- --------- --------- --------- -------- ------------ --------- --------- --------- --------- --------- --- Lise yıllarında Milli Güvenlik dersinde hocamız olan subay, sınıfın güzel kızlarından birini kaldırmış ve ondan subay rütbelerini küçükten büyüğe doğru saymasını istemişti. Sıralamayı aynen yazıyorum: 'Teğmen, üsteğmen, yüzbaşı, binbaşı, yarbaşı ve albaşı.' ------------ --------- --------- -------- --------- --------- --------- --------- --------- --------- --------- --------- ---- Geçenlerde gittiğim düğünde takılan paraları anons eden şahıs aynen şöyle dedi: 'Gelin hanım köşede, isteyen takabilir.' ------------ --------- --- ------------ --------- --------- --------- --------- --------- --------- --------- --------- --------- --------- -- Arkadaşımın sevgilisi komiser. Geçenlerde ikisi arabada sohbet ederlerken; - 'Bilmem kaç merkez, yolda üç tane or..pu var Tamam' diye bir telsiz anonsu gelmiş. Erkek arkadaşı çok utanmış ve hemen telsize sarılıp telsizin diğer ucundaki memura; - 'Bu ne biçim anons, malum kadın deyin biz anlarız' diye fırça atmış. On dakika sonra gelen telsiz anonsu ikisini de kahkaha krizine sokmuş. - 'Komiserim malum kadınlar or..pu degilmiş Tamam' ------------ --------- --------- --------- --------- --------- --------- --------- --------- --------- --------- --------- Bir arkadaşımla balık almaya gittiğimizde, arkadaşım kovanın içinde yüzüp çırpınan balıkl ara bakıp; - 'Bunlar taze mi?' diye sormuştu. Balıkçı da cevabı hemen yapıştırdı: - 'Yok abla, pil takıp oynatıyoruz' 15-05-2008 09:09 |
||
| hüseyin akdeniz | ||
| Büyük resim Temel, fotoğrafçıya gidip 'Penum pir resmimi çek ama ule ufacicik olmasın. Büyük olsun' demiş Fotoğrafçı sormuş '32x24'e ne dersin?' Temel biraz düşünüp cevap vermiş '768 derum ama punun ne alakasu var şimdi?' 14-05-2008 10:10 |
||
| Mustafa Durmuş Haymanalı | ||
| Amerika dan döner dönmez, elindeki kocaman bavulla Meclis kürsüsüne çıkan Kemal Derviş; - Bu bavulun içinde tam 14.3 milyar dolar var, demiş. Arkasından da sormuş: - Bu parayı nüfusumuza bölersek, kişi başına kaç dolar düşer? Milletvekilinin biri, derhal ayağa kalkarak cevap vermiş - 26 milyon dolar... - Ama 14.3 milyarı,70 milyona böldüğümüzde 26 milyon çıkmaz ki... - Ben, 70 milyona bölmedim ki... - Kaça böldün? - 550 ye!.. 10-05-2008 14:38 |
||
| Mustafa Durmuş Haymanalı | ||
| Amerika dan döner dönmez, elindeki kocaman bavulla Meclis kürsüsüne çıkan Kemal Derviş; - Bu bavulun içinde tam 14.3 milyar dolar var, demiş. Arkasından da sormuş: - Bu parayı nüfusumuza bölersek, kişi başına kaç dolar düşer? Milletvekilinin biri, derhal ayağa kalkarak cevap vermiş - 26 milyon dolar... - Ama 14.3 milyarı,70 milyona böldüğümüzde 26 milyon çıkmaz ki... - Ben, 70 milyona bölmedim ki... - Kaça böldün? - 550 ye!.. 10-05-2008 14:38 78.169.159.135 |
||
| Hikmet | ||
| Temel Paris Otelinde Temel sabah uçağı ile Paris' e gidiyor. İşlerini tamamlayıp akşam uçağı ile İstanbul'a dönmek istemekte... Aksilik uçağı kaçırır. Saat 23.30'de lüks bir otelin yolunu tutar. Odasına çıkıp uyur. Sabah yedide resepsiyona gidip hesabını sorar. Eline bir fatura uzatırlar. Temel şaşırır: Lan bir başımızı koyduk ve kalktık 400 Euro...olur mu? der. 'Ama efendim hizmetlerimiz var.' Temel faturaya bakar T.K.P 100 Euro T.K.P ne? 'Tenis kortlarını kullanma parası' 'Ben kullanmadım ki?' Der Temel 'Kullansaydınız efendim 6 tane kortumuz var' der Temel yine bakar H.K.P 150 Euro 'Bu ne?' Havuzu kullanma parası.' 'Kullanmadım ki?' Der Temel. Resepsiyon memuru gayet sakin bir şekilde 'Kullansaydınız 3 tane havuzumuz var 2 tanesi olimpik.' Temel çok sinirlenir ve hemen bir kalem ister. Faturanın altına aynen şunu yazar. 'T.S.P 500 Euro.' ve resepsiyon memuruna uzatır. 'Ver bakalım 100 Euro. Sizin de bana 500 Euro borcunuz var,' der Temel. Resepsiyon memuru şaşırır. T.S.P ne oluyor? 'Temel'i s... me parası.' Aman efendim olur mu öyle şey estağfurullah. der resepsiyon memuru. 'S.. seydiniz kardeşim bütün gece müsaittim ......... ' 10-05-2008 14:38 |
||
| Hikmet Ö......... | ||
| Adamin biri hayatinda hic bir iste calismamasina ragmen inanilmaz zenginmis..Birgun polisler evinden adami alip bassavci nin karsisina cikartmislar. Savci sormus: -Olum sen bu kadar parayi nasil buldun.Hic calismamissin. Bu paranin , bu evlerin arabalarin kaynagi nedir? Adam: Vallahi savci bey ben herkesle iddiaya girerim, Hep de kazanirim.Bu kadar parayi oyle aldim. Savci sasirmis ve adama inanmamis.Nasil iddialar diye sormus. Adam:'Savci bey ben sol gozumu isiririm' demis. Savci sasirmis.Imkansiz demis. 100 dolarina bahse girmisler. Adamin Sol gozu takmaymis, cikartmis agzina atmis. Adam:'Savci bey, ben sag gozumu de isiririm' demis. Savci dusunmus, 2 gozu de takma olsa bu adam goremez demis.200 dolarina bahse girmisler. Adam takma dislerini cikartip sag gozunu isirmis. Savci iyice kaptirmis kendini. Yok mu baska iddia demis. Adam: Savci bey, benim penisimin buyuklugu bu odadaki herkesin penisinin toplamindan daha buyuktur demis. Savci bakmis , odada 15 kisi var. Her birinin 10 ar santimden olsa, 150 santim imkansiz demis. 1000 dolarina bahse girmisler. Adam donunu indirmis, savci bakmis kucucuk bir sey. Ben kazandim diye bagirmis... Adam:'Hayir savci bey, siz bunu cekin, cekince uzuyor' demis. Savci adamin penisini eline almis, cekmeye baslamis. Adam o anda cebinden cep telefonunu cikartmis. 'Ulan Alii, 20.000 dolari hazirla, Savci'nin eline verdim!!' 10-05-2008 14:34 |
||
| X5 | ||
| Arabanın lastiği tam tımarhanenin önünde patlar. Adam arabayı kenara zor yanaştırır. Sonraki işlem malum... Kriko, stepne, bijon anahtarı ve tekeri söker. Ama söktüğü 4 adet bijon, yuvarlanıp yağmur mazgalına düşer. Mazgal açılır gibi değil, Bijonlar görünmüyor bile. Adam bir sağına bakar, bir soluna bakar, çaresiz kaldırıma çöker. Olayı en başından beri tımarhanenin demir parmaklıklı penceresinden izleyen bir deli, seslenir; - Ula salaaak! Sen ne yapıyorsun orda öyle? - Sorma birader,lastik patladı ve değiştirirken bijonları mazgala düşürdüm. - Düşündüğün şeye bak! Diğer lastiklerden birer tane bijon çıkar. Hepsi 3 bijonlu olsun. Seni, lastikçiye kadar idare eder. Adam hemern denileni yapar. Ve akıl hastanesindeki deliye seslenir: - Senin ne işin var tımarhanede? Cevap müthiştir?. Biz burada delilik'ten yatıyoruz kardeşim, salaklık'tan değil...! 08-05-2008 15:07 |
||
| ahmet çavuşoglu | ||
| Deniz Hanım yok Ali, bir reklam şirketinde müdür yardımcısı olarak çalışıyor. Şirketin müdürü daha doğrusu müdiresi de Deniz adında bir hanım. Bu Deniz Hanım bir sabah 'Ali, ani bir işim çıktı' diyor 'Ben bugün yokum. Ankara'da çok mühim bir müşteri ile görüşmem var. Onun için, tembih et de bana gelen bütün telefonları sana bağlasınlar' Ali de sekreteri arayıp 'Kızım' diyor 'Bugün Deniz Hanım yok. Onu arayan olursa telefonları bana bağla' Biraz sonra Ali, sekreterin telefonda 'Deniz Hanım yok efendim, not alabilir miyim?' dediğini duyuyor. Hemen kızı odasına çağırıp 'Yahu ben sana demin ne tembih ettim? Deniz Hanım'ı kim ararsa arasın bana bağla demedim mi?' diye çıkışıyor. Aradan bir saat kadar geçiyor Ali yine kızın 'Deniz Hanım bugün Ankara'da, yarın gelecek, not alıyorum sizin aradığınızı söylerim' dediğini duyunca hemen yerinden fırlayıp sekreterin masasına gidiyor ve 'Bana bak' diye bağırıyor 'Farzet ki bugün benim adım Deniz! Anladın mı? Onu arayan olunca sen hiç konuşmadan telefonu bana bağlayacaksın' Biraz sonra Ali'nin telefonu çalıyor ve sekreter 'Deniz Hanım, kocanız telefonda' diyor. 30-04-2008 11:13 |
||
| temel | ||
| Temel yolda yururken bir yahudiye dek gelir ve hemen bir osmanli tokati atar.Yahudi sorar;bana neden vurdun.Temel ;siz hazreti Isa"yi carmiha germistiniz.Yahudi der;ama o asirlar once olmus bir olay.Temel cevap verir;ama ben simdi duydum. 27-04-2008 19:35 |
||