1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | 10 | 11 | 12
Siz de Yazın
Melez
Holywood'un yüzlerce kez işlediği;

'uçakta pilotlar ölür ya da bayılır, yolculardan biri merkezden telsiz talimatıyla uçağı indirir'

klişesinin uyarlanmış hali. ABD de olur da Türkiye'de o lmaz mı ? yurdum insanı el atmış mevzuuya.


- aloo, aloo, abi ben kamil koc istanbul-ankara otobüsünden arıyorum. kaptan molada içkiyi fazla kaçırdı herhalde, uyuyor şimdi.

- evlat sakin ol, muavin orda mı?

- hayır, otobüste değil, tanrım ona ne olduğu konusunda hiçbir fikrim yok!

- tamam evlat, hiç korkma, sizi kurtaracağız. şimdi şoförü yavaşça koltuktan yana çek, sen oturacaksın onun yerine.

- ama onu yana çekersem düşer, kendinde değil!

- düşs ün pezevenk! oraya senin oturman lazım.

- tamam, oturdum. şimdi ne yapmalıyım?

- direksiyonu tut, ne çok sıkı ne çok gevşek.

- tuttum. çok eğlenceli görünüyor ehu

- evlat, ciddi ol, 40 yolcunun hayatı senin elinde. şimdi; önündeki panelde

bir çok gösterge var değil mi? tam ortadaki büyük olana bak, ne yazıyor

orda?

- bismillahirrahmanirrahim.

- hayır göstergenin üstündeki yazıya değil göstergeye bak! Hız göstergesine bak, kaçla gittiğinizi görebiliyor musun?

- sıfır.

- nasıl sıfır? dikkatli bak.

- sıfır, gerçekten sıfır. ölecek miyiz?

- otobüs duruyor mu gidiyor mu bunu söyle bana seni kuş beyinli!

- duruyooor

- kalk sit tir git eşşoğlueşşek! bize de panik yaptırdın. Şoför uyanınca devam edersiniz.


12-01-2009 23:09

 
hüsso
MAKBUZ


Deney yapmak için bütün hayvanları dişisi
> > erkeğiyle bi gemiye toplayan bilim adamı, yolda bütün
> > erkek hayvanların dişilerle çiftleştiğini gemide nüfus
> > çoğalması olduğunu görür.. Bunu engellemek için
> > bütün hayvanları bir araya toplar ve konuşmaya başlar;
> > - ''Yolda gördüm ki; bütün erkekler dişilerle
> > çiftleşiyor, gemide gitgide çoğalıyoruz. Bunu önlemek
> > için bütün erkek hayvanların şeyini kesip
> > karşılığında makbuz vereceğim. Limana geldiğimizde
> > erkek hayvanlar makbuzunu geri verecek şeyini geri
> > alacak''. demiş. Ve adam aynen dediğini uygular.
> > Ertesi gün erkek kanaryanın kendisine birşey
> > yapamayacağını bilen dişi kanarya erkek kanaryanın
> > karşısına geçip onu tahrik etmeye başlar. -
> > ''Sen erkek diiilsin senin şeyin bile
> > yok!''. Diye erkek kanaryayı sinirden deli eder.
> > Erkek kanarya hırsından kahrolarak bir haftayı geçirir.
> > Bir hafta sonra dişi bi bakar ki erkek kanarya kahkahalarla
> > gülüyor sevinçten zıp zıp zıplıyor; -
> > ''Hayrola şeyini kaybedince aklını da kaybettin
> > galiba'' der. Erkek kanarya zıplamaya devam eder; -
> > ''Liman'a inelim göreceksin''.. Dişi
> > kanarya şaşırır; - ''Limana inince ne olacakki?''.
Erkek kanarya kahkahayı basar; -
> > ''Eşşeğin makbuzunu çaldım''.


06-01-2009 11:31

 
Hüsso
T H Y
Bir kadının üç tane kız çocuğu vardır.
Tesadüfen üçüne de aynı zamanda talip
çıkar. Tek bir düğünle de evlenir ve
Yuvadan uçup giderler. Kızların hepsi de
farklı şehirlere gitmişlerdir.
Anneleri, el bebek gül bebek büyüttüğü
kızlarının evlilik yaşamlarını özellikle
aşk hayatlarını merak etmektedir.
Ancak kızları yatak olaylarını açıkaçık
Anlatmaktan çekindikleri için bir
yöntem geliştirirler. Kızlar annelerine,
O günkü Hürriyet gazetesinde çıkan
Gazete ilanlarına atıfta bulunarak,
aşk hayatları hakkında, e-mail yoluyla bilgi
Vereceklerdir. Evliliğin birinci haftasında
büyük kızdan mesaj gelir.

Mesajda RUFFLES yazmaktadır. Kadın merakla
Hürriyet gazetesini alır ve ilana bakar:

'RUFFLES. HEM EĞLENCELİ, HEM DE DOYURUCU'

Kadın çok mutlu olur ve yeniden mesaj beklemeye
başlar. Bir süre sonra ortanca kızından
Bir e-mail mesajı gelir.

Mesajda 'MAXWELL COFFEE' yazmaktadır.
H emen gazeteyi eline alır ve ilanı bulur:
'MAXWELL...HER DAMLADA BÜYÜK ZEVK'

Kadın yine çok mutlu olur ve bu kez
küçük kızından mesaj beklemeye başlar.
Uzun süre mesaj gelmez.Kadın tedirgin olur,
AMA beklemeye devam eder. En sonunda
küçük kızından DA beklediği mesaj gelir:

'TURKISH AIRLINES'

Kadın merak ve heyecanla Hürriyet gazetesini Eline alır ve ilanı okuduktan sonra düşüp
bayılır:



27-12-2008 17:35

 
xxl
Kanarya'nın sürprizi!
Nuh'un gemisinden asırlar sonra dünyanın bir yerinde yine müthiş bir tufan olacağı anlaşılmış. Bir grup ilim adamı Nuh'tan mülhem, o bölgenin hayvanlarından birer çift alarak gemiye koymuşlar ve kendileri de binmişler.
Bir kaç gün sonra bakmışlar ki hayvanlar durmadan çiftleşiyor. Profesörlerden biri 'Arkadaşlar' demiş 'Biliyorsunuz gemide yerimiz sınırlı. Bu tempo ile devam ederse bu hayvanların dişilerinin hepsi yakında doğuracaklar, yumurtlayacaklar ve sonra yine doğuracaklar ve yumurtlayacaklar. Buna müsaade edemeyiz, çünkü gemide yer kalmayacak. Buna mani olmak için ben bir metod geliştirdim. Bütün erkek hayvanların cinsi organlarını bir ameliyat ile alacağım, kendilerine birer makbuz vereceğim ve sonra da tehlike geçip, sular çekilip gemiden inme zamanı gelince, organları makbuz karşılığı tekrar yerlerine dikeceğim.'
Ve bu iş yapmış
Ertesi sabah, kocasına epeyden beri gıcık olan dişi kanarya, geçmiş erkeğin karşısına ve onu kızdırmaya başlamış 'Sen ne biçim erkeksin be? Bir şeyin bile yok. Hoş olduğu zaman da pek işe yaramazdı ama şimdi hepten yok. Sen de kendine erkek mi diyorsun?'
Erkek kanarya müthiş sinirlenir ve bir hafta müddet ile ortadan kaybolur. Ortaya çıktığında çok neşelidir. Dişi kanaryaya bakıp bakıp çılgınca kahkahalar atar. Dişi kanarya 'Yahu sen çıldırdın mı? Şeyin gidince aklın da mı gitti? Neden böyle manyak gibi kahkahalar atıp bana bakıyorsun erkek müsveddesi?'
Erkek kanarya 'Hele gemiden bir inelim, sen o zaman gününü göreceksin. Bak sana neler edeceğim!'
Dişi kanarya 'Yahu ne yapabilirsin ki? Ben senin sağlam günlerini de bilirim.'
Erkek kanarya çılgın bir kahkaha atıp 'Ben' demiş 'Eşşeğin makbuzunu çaldım! İndiğimizde bana onun aleti takılacak.'

23-12-2008 14:04

 
hüsSO
Yavru tavşan yuvasından ilk kez ayrılır ve ormanda dolaşmaya başlar. Karşılaştıgı ilk hayvana kendini tanıtır:
'Merhaba kardeş ben TAVŞAN, sen kimsin?'
Karşısındaki hayvan:
'Ben de KATIR der'
Tavşanın kafası karışır:
'Nasıl yani?' der.
Katır:
'Benim annem Eşşek, babam da At; onlar birlikte olmuşlar, sonra ben doğmuşum' der.
Tavşan yoluna devam eder. Karşılaştığı başka bir hayvana kendini tanıtır:
'Merhaba kardeş, ben TAVŞAN, sen kimsin?
Hayvan:
'Ben kurt köpeğiyim' der.
Tavşan yine şaşırır:
'Nasıl yani?' der.
Kurt köpeği:
'Benim annem köpek, babam da kurt; onlar birlikte olmuşlar sonra ben doğmuşum' der.
Tavşan yoluna devam ederken yavaş yavaş aklından bu bilgileri geçirir ve işlerin nasıl olduğunu anlamaya başlar. Karşılaştıgı başka bir hayvana kendini tanıtır:
'Merhaba kardeş ben TAVŞAN, sen kimsin?'
Hayvan:
'Ben DEVEKUŞU' der.
Tavşan afallar:
'Hade lennn

03-12-2008 16:52

 
xxl
Limon hamileliği önler mi?

GENÇ rahibelerden biri koşarak gelir ve baş rahibenin önünde diz çökerek;

- Değerli hemşire, sormayın başıma neler geldi...

- Ne oldu kızım?

- Arka bahçede çiçek topluyordum, bahçıvanın oğlu ortaya çıktı ve maalesef bana...

- Tecavüz mü etti?

- Evet...

- Hımmm, peki kızım sen şimdi git, mutfaktan bir limon al, kes ve suyunu iç... Bahçıvanın oğlu ile ben ilgilenirim.

- Aaa, limon hamileliği önler mi?

- Hamileliği önlemez de, en azından sırıtmanı engeller...


29-11-2008 10:42

 
xxl
Küpe

Patron, yanında çalışan işçinin küpe taktığını görünce "Aa?.." demiş, "Küpe taktığını yanımda çalıştığın onca yıl fark etmemiştim."

"Ha?.. Evet!.."

"Ne kadar zamandan beri takıyorsun?"

"Şeyy..." demiş işçi, "Karım bu küpeyi yatağımızda bulduğundan beri!.."


29-11-2008 10:28

 
xxl
Üç arkadaş

25, 50 ve 75 yaşında üç bekar arkadaş varmış. Bunlar, sürekli birlikte olur, beraberce yer içer, eğlenirlermiş.

Bir gün, aynı tarihte, aynı yerde evlenip, aynı otele balayına gitmeye karar vermişler.

25 yaşında olanı;

- Arkadaşlar, bugüne kadar, kendi aramızda her şeyi konuştuk. Şimdi hanımlar olacak. Onların yanında rahat konuşamayız. Birbirimizi de çok merak ederiz. Balayı gecesindeki performansımızı "Günaydın" sözcüğüyle ifade edersek, hanımlar anlamaz

demiş. Parolada anlaşmışlar. Balayı sabahı, otelin salonuna önce 25 yaşındaki girmiş;

- Günaydın arkadaşlar, günaydın, günaydın, günaydın, günaydın...

Ardından 50 yaşındaki odaya girmiş;

- Günaydın arkadaşlar... Günaydın...

demiş. Biraz sonra 75 yaşındaki gelmiş. Önce 25, sonra da 50 yaşındaki arkadaşına bakarak;

"Selamünaleyküm arkadaşlar" demiş.

29-11-2008 10:26

 
xxl
Kafayı kaşımak

ADAM, melon şapkasının üzerinden kafasını kaşımaya çalışan bir başka adam görmüş ve yanına giderek;

ĈAffedersiniz, siz Laz mısınız?

- Evet, neden sordun?

ĈŞapkanızın üzerinden kafanızı kaşımaya çalışıyordunuz da...

- Ne olmuş yani! Sen kıçın kaşınınca pantolonunu mu çıkarıyorsun?

29-11-2008 10:17

 
xxl
Sadakat

EVLİ adama sevgilisi durmadan sakalını kesmesi için baskı yapar. Adam yalvarır:

- Başka şey iste sevgilim. Karım sakalıma bayılıyor... Beni öldürür vallahi...

Sevgilisi o kadar ısrar eder, o kadar dırdır yapar ki adam dayanamaz gider kestirir sakallarını...

Sevgilisinin teşekkürü müthiş olur. Adam geceyarısı eve döner, uyumakta olan karısının yanına sessizce uzanmaya çalışırken kadın uyanır ve karanlıkta elini uzatır. Kocasının yanağını okşar ve uyku sersemi mırıldanır;

- Özcan, sevgilim. Bu saatte burada ne işin var?


29-11-2008 10:15

 
xxl
Bekárlık

Her düğünde yanınıza gelip sizi mıncıklayarak "Artık sıra sende" diyen yaşlı akrabalara siz de cenazelerde aynısını yaparsanız, bir daha "evlen artık" lafını ağızlarına almazlar.


29-11-2008 10:14

85.106.141.160
 
xxl
Kısmen tedavi!
İshal olan Temel hastaneye gitmiş. Doktor dahiliye servisine sevk etmiş.
Ancak evrak karıştığı için Temel'i psikiyatriye yatırmışlar.
Bir süre sonra, sevki yapan doktor Temel'e rastlamış:
'Yahu sen ne arıyorsun psikiyatride?'
'Bilmem, buraya yatırdılar işte...'
'Peki ishalin geçti mi?'
Temel'den cevap:
'Yoo, aynen devam ediyor ama artık kafama takmıyorum.


21-11-2008 09:27

 
hüsSO
Müthiş koca....


Bir golf klübünün soyunma odasında bir sürü adam
giyiniyormuş. ortada
duran bir cep telefonu çalmış, Yakınındaki bir adam
hands-free konuşma
düğmesine basmış ve giyinirken konuşmaya başlamış.

ADAM: Alo

KADIN: Merhaba şekerim, kulüpte misin?
ADAM: Evet.

KADIN: Ay ben burada supper bir deri ceket gördüm. 1000
dolarcık. Alabilir miyim?

ADAM: Oluur, madem çok sevdin, al tabii.

KADIN: Aslında buradan önce de galeriye uğradım. 2008
modelleri gelmiş, tam istediğim renkte birini buldum.

ADAM: Ne kadar?

KADIN: 60 000 dolarcık.

ADAM: O parayı vereceksem bütün aksesuarlarını isterim
ama...
KADIN:Yaşasınnn! Bi şey daha var: Gecen sene beğendiğimiz
ev yine satılık
Ve 450 000 dolar istiyorlar.

ADAM: Tamam, ama 420 000 dolardan fazla verme sakin.

KADIN: Oldu sekerim. Sonra görüşürüz. Seni seviyorum.
ADAM: Ben de seni... Görüşürüz.

Adam telefonu kapatıp afallamış şekilde onu seyreden
topluluğa döner ve
Sorar:
'Bu telefon kimin, bilen var mı?'


13-11-2008 15:02

 
temizlik
bir gün fransız alman ingiliz vede temel bir otele gider.
temizlik kontrolü yapılduğında fransızdan 5 kilot çıkar otelsahibi sorar neden 5 kilot getirdin derki-her gün bir tane değiştiriyorum,almana gelirsıra 7 kilot çıkar ne yapacaksın der-

otel sahibi alman hergün bir tane değiştiriyorum der.

sıra ingilize gelir 9 kilot çıkar ne yapacaksın bu kilotları der otel sahibi hergün bir kilot değiştiriyorum der indiliz.otel sahibi şaşırır bizim otel ne kadar temizmiş canım der.

sıra TEMELE gelir teml den tam tamına 12 kilot çıkar otel sahibi ne yapacaksın der TEMEL BEN HER AY BİR TANE DEĞİŞTİRİYORUM O YÜZDEN DER VE OTELİ TERK EDER.

06-11-2008 19:31

 
xxl
Aranızda Müslüman var mı?
Kasaba ahalisi cami avlusunda toplanmış sohbet ederken avluya elinde bıçak olan bir adam dalmış ve 'Aranızda Müslüman var mı?' diye seslenmiş.
Ahali bir bu tanımadıkları adama bir de elindeki koca bıçağa bakıp şöyle bir irkilmişler.
Adam bu defa bağırmış 'Aranızda Müslüman var mı?'
Yaşlı bir adam ayağa kalkıp 'Ben Müslümanım' demiş.
Bıçaklı adam onu kolundan tutup dışarı çıkartmış ve bir inek sürüsünü gösterip 'Amca be hayvanları kurban etmem lazım ama ben beceremem. Bana yardım et sevabına' demiş.
Yaşlı adam kolları sıvayıp bir kaç hayvan kesmiş. Sonra adama dönüp 'Oğlum ben yaşlıyım, yoruldum. Daha fazla kesemem' demiş.
Adam eline kanlı bıçağı alıp cami avlusuna dönmüş ve yine seslenmiş 'Aranızda Müslüman var mı?'
İnsanlar kanlı bıçaktan korktukları için kafalarını imama çevirip bir çare bulmasını istemişler.
İmam acıklı bir ses ile bağırmış 'Yahu iki rekat namaz kıldırdık diye hemen Müslüman mı olduk!' demiş.


28-10-2008 11:06

 
xxl
İki haber!
Aylardan beri seferde olan iki denizci oturmuş sohbet ediyorlar:
- Sana iki haberim var, biri iyi, diğeri kötü...
- Önce kötüsünü söyle...
- Biz seninle zamanımızın çoğunu seferde geçirirken karılarımızın dostluğu
çığrından çıkmış, ikisi de lezbiyen olmuş!..
- Vay canına! Peki, iyi haberin nedir?
- Senden hoşlanıyorum canım!..


25-10-2008 17:05

78.166.74.44
 
hüsso
İki çocuğu olan köy delikanlısı askerliğini yapıp da evine döndüğünde
bakmış karısı üç çocukla bir masanın etrafındalar. Birden öfkelenip
bağırmaya başlamış;

- Abovv.. ula kaltak, bu üçüncü çocuk nerden çıktı?
Askere giderken iki çocuğumuz vardı... Bu sonuncusu benden olamaz.

Fadime ona gayet sakin cevap verir;

- Ne bağırıyorsun? Sana baba mı diyir? Oturmuş yoğurdini yiyir!



23-10-2008 17:01

 
hüsso
Bir bacagi tahta olan ve kafasi kel olan bir adam maskeli bir baloya gitmek ister ve bir organizasyon sirketine telefon eder:

-Bana özürlerimi kapatacak bir kostum yollayin der.. Ertesi gün gelen kutunun icinde bir adet korsan elbisesi sapkasi
ve göz kapatma bandi vardir. Ilisikte bir de not vardir:

'Bu elbise ile korsan olursunuz, Sapka ile keliniz gözükmez,korsanlarda tahta bacak olur zaten kimse özürlü oldugunuzu
anlamaz.'adam telefon acar sirkete:

Benle dalga mi geciyorsunuz baska elbise gonderin...Gelen ikinci kutuda bir adet rahip elbisesi ve sapkasi
vardir.iliskteki notta;
'Bu uzun rahip elbisesi tahta bacaginizi kapatir, sapkasi da kelinizi'der.Adam telefona sarilir..

Siz benimle dalga mi geciyorsunuz, manyakmisiniz der baska bir seyyy gonderin.. ve bir kutu daha gelir ertesi gun...
Adam kutuyu acar ve sadece bir kavanoz ELMA RECELI gorur.
Ilisikteki Notu okur...
'Bu elma recelini kel kafaniza surun, Tahta bacaginizi kıçınıza sokun. Boylece maskeli baloya ELMA SEKERI olarak gidersiniz...'


22-10-2008 19:17

 
Hüsso
Newyork'ta ikiz kuleler yıkılmadan önce bir adamla bir kadın kulelerin tepesinde akşam yemeği yiyorlarmış.

Romantik bir yer, ortam süper, Newyork acayip güzel, kemancılar, yemek... her şey süper... kadın mest...
başlamışlar muhabbete.. adam konuştukça kadın hayran, adam konuştukça kadın hayran.. adam en
sonunda konuyu yatağa getirmiş:
-Yatalım mı?? demiş..
Kadın, birden ayağa kalkmış;
-Lanet olsun size, bütün erkekler aynısınız.. aklınız fikriniz yatakta..
deyip kendini camdan aşağıya atmış..
65. katta bir İngiliz camı açmış hava alıyor.. bakmış ki bir kadın düşüyor.. belinden yakalamış..;
-Napıyorsun?? demiş..
Kadın ağlamaklı;
-Yaşamak istemiyorum.. demiş..
İngiliz;
-Olur mu hiç, hayat güzel, bak, seninle Londra'ya gideriz..
Kadın;
-eee sonra? demiş..
İngiliz;
-Orada benim şatom var
- eeee sonra??
-Atlara bineriz, av partilerine katılırız..
-eee, sonra?
-en güzel viskileri içeriz
- sonra??
-Şöminemizin karşısına geçeriz..
-eee??
- sonra da yatarız .. demiş İngiliz..
Kadın yeniden ağlamaya başlamış;
-Allah kahretsin, bütün erkekler aynısınız,lanet olsun, aklınız fikriniz yatakta.. demiş ve atmış kendini camdan aşağı..
45. katta bir Fransız balkonda hava alıyor.. bakmış kadının biri düşüyor, hemen belinden yakalamış;
-Napıyorsun? demiş..
Kadın ağlamaklı;
-nefret ediyorum, yaşamak istemiyorum, hayat çok kötü.. demiş..
Fransız;
-olur mu.. hayat çok güzel.. seninle Paris'e gideriz..
-eee, sonra??
-cafelerde otururuz..
-ee, sonra?? demiş kadın..
-şanzelizede otururuz..
- sonra??
-en güzel yemekleri yeriz.. en güzel şarapları içeriz..
-eee??
-sonra, müzeleri gezeriz, elele tutuşup Eyfel'e çıkarız..
-eee,sonra?? demiş kadın..
-ordan benim çiftliğime geçeriz..
-eee,sonra??
-yıllanmış bir şarap açarız..
-sonra??
-şarabımızı içeriz..
-eee??
-sonra da yatarız.. demiş Fransız..
kadın yine ağlamaya başlamış;
-lanet olsun size.. bütün erkekler aynısınız, aklınız fikriniz yatakta.. deyip kendini t ekrar camdan aşağıya atmış...
18.katta Temel balkonda hava alıyor... bakmış kadının biri düşüyor..yakalamış belinden hemen;
- ne ediysun?? demiş..
kadın ağlamaklı;
-yaşamak istemiyorum.. demiş..
Temel;
-olur mu, hayat çok güzel daa.. demiş..seninle Rize'ye gideruz..
-ee, sonra??
-ee, çay toplaruk..
-ee, sonra??
-yaylaya çıkaruk..
-ee, sonra??
-ee, horon teperuk..
-ee,sonra??
-baktuk sıkılduk,deniz kenarına ineruk..
-ee,sonra??
-denize açıluruk.hamsi tutaruk...
-ee, sonra??
-hamsi tava yeruk..
-ee,sonra??
-hamsi buğlama yeruk..
-ee,sonra?
-hamsikoli yeruk..
-ee,sonra??
-hamsili pilav yeruk..
-ee,sonra?
-hamsi çorbası içeruk..
-ee,sonra??
-hamsi reçelu yeruk..
-ee,sonra??
-hamsili ekmek yeruk...
-ee,sonra??
-hamsi çorbası içeruk..
- eeee, yani yatmıycakmıyız..? demiş kadın, sabırsızlıkla.
Temel kadına kötü kötü bakmış;

-Orospii!!! demiş, atmış kadını aşağıya...


13-10-2008 13:25

 
süleyman çelik
Minibus muhabbetleri!!!
> >
> > Şöför bey mübarek bi yerde inebilir miyim?
> > -Şu ilerdeki caminin önünde bırakayım teyze seni... .................
> >
> > Başıbüyük mü?
> > - Evet, başıbüyük.
> > - Ne zaman kalkar?
> > -Sen oturursan kalkar bacım.
> > .....................
> > Kaç vericem?
> > - 800.
> > Şöför:
> > - Arkadan vermeyen var mı?
> > Yolcu:
> > -Az önce eline verdik ya kardeşim..
> > .......................
> > Neriman sen arkadan verme ben önden veririm .
> >
> > .......................
> >
> > Kadın:
> > - Kızım dur! ben vereyim benimki bozuk zaten... Kızı:
> > - Aman ne olcak sanki nasılolsa benimki de bozulacak,ben vereyim!
> > .......................
> >
> > Oğlum bu eminönü'nden geçer mi?
> > - Yok teyze biz taksime çıkıyoruz - Hah tamam oğlum siz gidin ben
> >gelmeyeceğim.
> >
> > ............................
> >
> >
> >
> > Yolcu:
> > - Abi heykel'e çıkıyo mu? Şoför:
> > -Yok abi, yanından geçiyo.
> > ..........................
> >
> > Arkadaki aksi teyze öndeki uzun saçlı delikanlıya seslenir:
> > -Kızım şurdan bir kişi uzatır mısın? - Ben kız değilim!!!
> > -Amaaaan ne bileyim kızmısın dulmusun, uzat işte!!
> >
> > .........................
> > Eve gitmek üzere Bakırköy dolmuşu bekliyordum. Sigaramın kalmadığı
> >aklıma
> > gelince önünde durduğum Tekel bayiine girecekken minibüs geldi.
> > Apar topar bindim. Şoföre parayı uzatıp,
> > - 'Bir Monte Carlo' dedim! Adam birkaç saniye yüzüme bakıp, 'Abi bu
> >Bakırköy'e gider' diye cevap verdi!
> > İşte o an benimve şoförün bittiği andı
> >
> > ..................
> >
> > Mükemmel bir yerde inebilir miyim? Yolcunun kafası karşıksanırım,
> >kendisi de dolmuştakilerle güler söylediine
> > Şöför kadını indirirken:
> > - Buyrun size layık değil ama!
> >
> > ...................
> > Yolcu musait bi yerde inmek ister ama dili surcer;
> > Musait bi yerde iner misiniz?
> > -Şöför :
> > - Niye sen mikullancan
> >
> > .........................
> > Rumeli-Hisarüstü otobüsüyle taksim'e dogru gidiyoruz. Adamın biri
> >Besiktas
> > dolaylarında gayet aceleci bir tavirla Kaptan orta kapıyı rica edebilir
> > miyim?? Bizim soför olaya hakim:
> > - Tabi abi ayıp ettin. al götür senden kıymetli mi
> >
> > ..........................
> > İstanbul' da, cok sıcak bir gunde,dolmuştaki bir kokonayelpazesiyle
> >-"Şöfeer bey klimayı acar mısınız cok sıcak olduu" demisti.
> > Pala bıyıkl şöfer amca teyzeyi bi sure suzdukten sonra, kapıyı acıp
> >acıp
> > kapatmaya basladı
> > .........................
> >
> > Istanbul'dayiz ..Dolmuşa bindik, dolmuş doldu,tam kalkicak, elemanın
> >biri
> > açtı kapıyı,
> > içerde tıkış tıkış oturmuşuz, önde 3 kişi arkada 4 ... Eleman hala
> >bir umut sordu: - "Kaptan, yer var mi?".
> > Şöför de arkasını dönüp cevap verdi:
> > - "Bilmiyorum, üst kata bi bak bakalım"
> > ............................
> >
> > Pek dolu olmamasına rağmen minibüs hareket etmek üzereydi.
> > Tam o anda kavga ettikleri her hallerinden belli olan iki arkadaş
> >minibüse
> > bindi. Birbirlerinin yüzüne bile bakmıyorlardı
> > Çocuklardan biri şoföre parayı uzattı:
> > - Abi bir öğrenci bir de hayvan alır mısın?????


11-10-2008 00:03

 
Hüsso
THY'den alınan bilgiye göre vatandaşların, çağrı merkezindeki görevlilerle aralarında geçen ilginç konuşmalardan bazıları şöyle:

THY: İyi günler, danışma.
Yolcu: İyi günler, bugün nereden bilet alabiliriz?
THY: Sadece Taksim ve havalimanı açık bugün.
Yolcu: Anladım. Taksim?deki havalimanının telefonunu alabilir miyim?
* * *
Yolcu: İstanbul?a son uçak kaçta?
THY: Nereden?
Yolcu: Buradan.
THY: Nereden arıyorsunuz?
Yolcu: Şehir içinden.
THY: Nereden?
Yolcu: Erzurum?dan.
* * *
Yolcu: İyi akşamlar hanımefendi. Trabzon-İstanbul arası ne kadar sürüyor acaba?
THY: Bir saniye efendim.
Yolcu: Tamam teşekkürler, iyi akşamlar.
* * *
THY: Ne kadar kalacaksınız Almanya?da?
Yolcu: Neden soruyorsunuz?
THY: Ona göre bilet keseceğim, onun için.
Yolcu: Ee olsun. Ben uçakta kalmayacağım ki otelde kalacağım.
* * *
Yolcu: Çocuğumla ben uçacağım, oğluma çocuk fiyatı istiyorum, ne kadardı?
THY: Çocuğunuzun 12 yaşını aşmaması gerekiyor, kaç yaşındaydı?
Yolcu: 32 yaşında.
* * *
THY: Çocuğun adını alabilir miyim?
Yolcu: Mustafa İbrahim S... İ... Hayvan babası böyle bir isim vermiş. Sanki Arap şeyhi ufacık çocuk... Dayısıyım, çok üzülüyorum da çocuğa. Affedersin yani hanımefendi.
* * *
THY: Hangi numarada oturuyorsunuz beyefendi?
Yolcu: Sanayi Mahallesi 14 numara.
* * *
Yolcu: İyi günler hanımefendi, bir sorum olacaktı.
THY: Tabii buyurun.
Yolcu: THY ticketing bölümünde çalışanların maaşı ne kadar?
* * *
Yolcu: İyi günler, ben Almanya?ya gidecektim.
THY: Olur hanımefendi, nereye peki?
Yolcu: Havaalanına.
* * *
THY: Uçak akşam 5?te efendim.
Yolcu: Doksan beşte mi, çok geç yahu
* * *
Telefona İngilizce hat geldiğini ekrandan gören personel:
THY: Reservation, may I help you?
Yolcu: A ben yanlış basmıştım. Şimdi İngilizce bastım diye İngilizce mi konuşmam gerekecek?
* * *
Yolcu: Diyarbakır kaç para?
THY: 58 milyon 500 bin, indirim belgeniz varsa 32 milyon.
Yolcu: İndirim belgesi kaç para?



03-10-2008 11:43

 
HÜSSOO
Temel akşam eve gelmiş Fadime boynuna sarılarak karşılamış onu.
>
> 'Temel'um harika bir haberim var. Bir ay geciktim. Herhalde bir bebeğimiz
> olacak, Doktor bu sabah test yaptı. Sonucunu alana kadar lütfen kimseye
> söylemeyelim!' demiş heyecanla.
>
> Ertesi sabah Trabzon Elektrik idaresinden bir görevli son faturayı
> ödemedikleri için kapıyı çalmış:
>
> 'Siz Fadime misiniz? Biliyor musunuz bir aylık gecikmeniz var.'
>
> 'Bir aylık gecikmem olduğunu siz nereden biliyorsunuz?' demiş Fadime
> hayretle.
>
> 'Bu dosyalarımızda açıkça görünüyor.'
>
> 'Ne? Dosyalarınızda mı?'
>
> 'Kesinlikle!'
>
> 'Beyefendi, bu gece eşimle bu konuyu görüşürüm!' demiş.
>
> Fadime korkuyla akşam olanı biteni Temel'e anlatmış. Temel ertesi sabah
> kızgın bir boğa gibi Trabzon Elektrik idaresine dalmış:
>
> 'Neler oluyor burada? Karim bir dosyadan bahsetti. Aylık gecikmesi ile
> ilgili!' diye bağırmış Temel.
>
> 'Sakin olun. Ciddi birşey değil!' demiş memur. 'Bu gecikme için bize
> borçlusunuz!'
>
> 'Size borçlu muyum? Ya ödemezsem?'
>
> 'O zaman sizinkini kesmek zorunda kalacağız!'
>
> 'Ama o zaman Fadime ne yapacak?'
>
> 'Bilmiyorum!' demiş memur. 'Hanımefendi artik mumla falan idare eder...


26-09-2008 13:54

 
üstat ahmet çavuşoglu
Top atılmadı mı?

Tilki bir gün ormanda gezinirken ağaca asılı bir geyik butu görmüş. Hemen iştah ile yaklaşmış ama son dakikada 'Ulan bu bir tuzak olabilir' diyerek butun yakınında bir yere uzanıp beklemeye başilamış.

Biraz sonra kurt gözükmüş. Kurt bir tilkiye bir de buta bakıp 'Ulan bu ne iş? Sen burada ve butta burada ama sen onu yemiyorsun?' diye sormuş.
Tilki 'Ben niyetliyim' demiş.
Kurt 'Haaa' demiş 'O zaman ben yiyeyim'
Tilki de 'Buyur beyim, afiyetle ye' demiş
Kurt buta pençesini atar atmaz müthiş bir patlama, kurt bir tarafa, but bir tarafa.
Yarı baygın yerde yatan kurt bir de bakmış ki tilki butu yiyor.
'Ulan şerefsiz, sen hani oruçluydun?' diye sormuş.
Tilki de 'Yahu demin top patlamadı mı?' diye sormuş ve butu afiyet ile yemeye devam etmiş.

24-09-2008 09:41

85.99.7.16
 
xxl
Battı mı yoksa yandı mı?

Temel pasaport kontrol memuru olmuş. Bir gün Amerika'dan gelen yolculardan bir zenci uçaktan inerken pasaportunu bulamayınca uçağın içinde pasaportunu aramaya başlamış. Yerde bir pasaport bulmuş ama bu pasaport Titanik filmi ile meşhur olan sinema oyuncusu Leonardo di Caprio'nun pasaportu imiş ve hali ile de pasaporta onun resmi yapışıkmış.

Çaresiz kalan zenci yolcu Leonardo'nun resmini söküp kendi resmini yapıştırmış.
Pasaport kuyruğuna girmiş ve neticede Temel'in karşısına gelmiş. Temel adamın pasaportunu alıp incelemeye başlamış.

Bir bakmış isim Leonardo di Caprio ama adam ve pasaporttaki resim zenci.
Temel, hemen yanındaki masada çalışan Cemal'e seslenmiş 'Ula Cemal, bu Titanik batmış mıydı? Yoksa yanmış mıydı?'


19-09-2008 10:10

 
xxl
Nereye ettin be Dursun?

Dursun, Temel'i ziyarete gitmiş. Akşam güzel bir yemek yemişler, sohbet etmişler. Sonradan elektrikler kesilmiş veTemel, bir mum yakıp Dursun'a yatacağı odayı göstermiş ve yatmışlar.
Gece Dursun bir de bakmış ki midesi ve bağırsakları dehşetli bozuk. Kalkmış, elektrikler hala kesikmiş. Mumu aramış bulamamış, tuvaleti aramış ama karanlıkta tuvaleti de bulamamış.
Azap içinde evi dolanan Dursun, kendini salonda buluvermiş. El yordamı ile akşamdan salonda olduğunu hatırladığı büyük saksıyı bulmuş, saksının içindeki bitkiyi çekip çıkartmış. İşini saksıya hal ettikten sonra, bitkiyi tekrar saksıya koymuş.
Ertesi sabah, daha ezan okunurken Dursun çekip gitmiş.
Aradan epey bir zaman geçmiş, günlerden bir gün Dursun, Temel'den bir mektup almış.
Mektupta şunlar yazılı imiş 'Ula kahrolası Dursun. Nereye pisledi isen bildir. Üç kere ev değiştirdik. Bir türlü kokudan kurtulamadık'


19-09-2008 10:10


 
xxl
Gel de anlat!
Veli, Edirne'ye giderken yolun kenarında, bir çiftliğin önünde oturmuş ağlayan yaşlı bir adamı görünce arabasını durdurup adamın yanına gitmiş ve sormuş 'Amcacığım neden ağlıyorsun? Bir şey mi oldu?'

Yaşlı adam 'Aaah evladım aaah' diye bir iç çekmiş ve anlatmaya başlamış; 'Bazı durumları kattiyen anlatamazsın. Sabah oturmuş bizim sarı ineği sağıyordum. Tam kovayı doldurdum inek sağ ayağı ile bir tekme atıp kovayı devirdi. Bütün süt döküldü.'

Veli 'Amcacığım hiç bunun için ağlanır mı? Canın sağ olsun, dökülen süt olsun' deyince Yaşlı çiftçi 'Dinle oğul dinle' demiş ve devam etmiş 'Oradan bir parça ip buldum ve ineğin sağ ayağını ağaca bağlayıp onu yeniden sağdım.

Tam kova doldu bu defa inek sol ayağı ile bir tekme atıp kovayı devirdi, bir kere daha süt döküldü.'
Veli 'Tamam da..' diyecek olmuş ama Çiftçi 'Dinle oğul dinle' deyip onu susturduktan sonra lafına devam etmiş 'Bir parça ip daha buldum ve ineğin sol ayağını da bir ağaca bağlayıp yeniden sağmaya başladım. Kova yine doldu bu defa inek kuyruğu ile kovaya vurdu ve sütü yine devirdi.'

Veli 'Aksilikler olmuş ama yine de bunun için ağlanmaz..'' diyecek olmuş ama Çiftçi yine 'Dinle oğul dinle' deyip Veli'yi susturmuş ve lafına devam etmiş ' İneğin kuyruğu da bağlamak için ip aradım ama bulamadım.

Çaresiz belimden kemerimi çıkartıp ineğin kuyruğunu kemer ile ağacın dalına bağladım. Tam eğilip kovayı alacaktım ki pantolonum düşüp bacaklarıma takıldı ben de düşmemek için ineğin sırtına abandım ve tam o sırada karım yanımıza geldi... dedim ya bazı durumları katiyen anlatamazsın.'

--------------------------------------------------------------------------------


19-09-2008 10:04


 
Hüsoo
NİŞAN

Oniki yaşındaki oğlan ondört yaşındaki amcaoğluna soruyor: - Abi ablam
nişanlanıyor biliyorsun...

- Yaz sonu nikah varmış, bizim evde de konuşuyorlardı.

- Ben sana bir şey sormak istiyorum...

- Söyle...

- Bu nişan dedikleri ne? Evde sordum, 'Eh evlenecekler işte' diyorlar ama
nişanlanınca ne oluyor, onu anlayabilmiş değilim.

- Hıııım... Zor soru, bak ben sana bir örnekle anlatayım...

- Dinliyorum.

- Diyelim ki Şubat'ta yarıyıl karnesini aldın, hepsini pekiyi getirdin. Sana
bir bisiklet alıyorlar ve 'Haziran'da bütün dersleri pekiyi getir, sınıfı
geç, bu bisiklet senin' diyorlar. İşte Şubat ile Haziran arasındaki o süre
var ya, bisiklet senin ama binemiyorsun; o süreye 'nişanlılık dönemi'
deniyor.

- Haa şimdi anladım, bisikletin var, evde duruyor; sen ona bakıyorsun o sana
bakıyor; ama binemiyorsun ta ki sınıfı geçene kadar. Peki dokunmaya izin var
mı?

- Vallahi onu ben de tam bilemiyorum; binmek kesinkes yasak da, galiba
ziliyle oynayabiliyorsun!..



18-09-2008 12:36

 
Hüsso
Gerdek

Köyde adetmiş, gerdek gecesinde kız bakire ise damat pencereden bir el ateş edermiş. Temel de bir gün evlenmiş ve geceleyin gerdeğe girmiş. Tüm köy halkı gece silah sesini beklemiş ve silah sesini duyduktan sonra rahatlamış.Ertesi gün erkekler Temeli tebrik etmişler ve gece olunca Temel tekrar göğsü kabarık şekilde karısıyla yatağa girmiş.Bir süre sonra Temelin evinden birkaç silah sesi gelmiş.Köy halkı hemen Temelin evine girmiş ve gelini kanlar içerisinde yatakta ölü bulmuşlar. Temeli yakalayıp karısını niye vurduğunu sormuşlar. Temel yanıtlamış:
- Bakire değildi'.
Ahali sormuş:
- Oğlum daha dün bakire diye gerdek gecesinde silah sıkmadın mı?
Temel yanıtlamış:
- Dün gece bakireydi, bu gece değil.


30-08-2008 13:55

 
nadide
Genç bir kadın, aylardır şantiyede olan kocasına aşağıdaki satırları yazar:

'Sevgilim,
Biliyorsun, sen şantiyedeyken nur topu gibi bir bebeğimiz oldu. Sütüm yetmediği için, yavrumuzu besleyebilmek amacıyla bir sütanne tuttum.
Yalnız, bu sütannenin zenci olmasından dolayı çocuğumuz, emdiği sütün etkisiyle zaman içinde zenciye dönüştü. Haberin olsun dedim.
Bu konuda benim bir suçum olduğunu düşünmezsin umarım.

Öptüm,
Biricik eşin'

Kadının kocası da bunun üzerine annesine bir mektup yazar:

'Sevgili anneciğim,
Karım bana gönderdiği son mektupta, sütü yetersiz olduğu için bir sütanne tuıtmak zorunda kaldığını, o sütannenin zenci olduğunu ve bu yüzden bebeğimizin renginin de zamanla koyulaştığını yazıyor. Bundan eşimi sorumlu tutamayız, tabii ki .
Selam ve sevgilerimle'

Annesi ise oğluna şöyle bir cevap yazar:

'Sevgili oğlum,
Aslına bakarsan, sen doğduğunda benim sütüm de yetersiz kalmıştı.
Ama biz fakir olduğumuzdan dolayı, sütanne tutamayıp onun yerine seni inek sütüyle beslemek zorunda kalmıştık. Bu durumda takdir edersin ki, senin safkan bir öküz olmanın sorumlusu ben değilim.
Seni seven annen'



12-08-2008 14:14

 
Tarihte lafı gediğine oturtanlar
1. Churchill, avam kamarasında konuşurken, muhalif partiden bir kadın milletvekili,
Churchill' e kızgın kızgın şöyle seslenir:
- "Eğer, karınız olsaydım, kahvenizin içine zehir karıştırırdım."
Churchill, oldukça sakin kadına döner ve lafı yapıştırır:
- "Hanımefendi, eğer karım siz olsaydınız, o kahveyi seve seve içerdim."
-----------------------------------------------------------------------------

2. Sokrates ve eşi bir türlü iyi geçinemezlermiş. Bir gün eşi
Sokrates'e verip veriştirmiş, ağzına geleni söylemiş. Bakmış
kocası hiç bir tepki göstermiyor; bir kova suyu alıp başından aşağı boşaltmış. Sokrates, gayet sakin:
- "Bu kadar gök gürültüsünden sonra bir sağanak zaten bekliyordum" demiş.

-----------------------------------------------------------------------------

3. Bernard Shaw ile Churchill hiç geçinemez ve sık sık
birbirlerini iğnelermiş. Bernard Shaw, bir oyununun ilk gecesine,
Churchill' i davet etmiş ve davetiyeye de bir pusula iliştirmiş:
- "Size iki kişilik davetiye gönderiyorum. Bir dostunuzu alıp
gelebilirsiniz. Tabii dostunuz varsa." Churchill, hemen cevap
göndermiş:
- "Maalesef o gece başka bir yere söz verdiğim için oyununuzu
seyretmeye gelemeyeceğim. İkinci gece gelebilirim, tabii oyununuz ikinci gece de oynarsa."

-----------------------------------------------------------------------------
4. Bir gün Eflatun, talebelerinden birini kumar oynarken yakalamış ve şiddetle azarlamış. Talebesi:
- "İyi ama ben çok az bir paraya oynuyordum" diye itiraz edecek
olunca Eflatun cevap vermiş:
- "Ben seni kaybettiğin para için değil, kaybettiğin zaman için azarlıyorum."

-------------------------------------------------------------------------------
5. Dünya nimetlerine ehemmiyet vermeyen yaşayış ve felsefesiyle
ünlü filozof Diyojen, bir gün çok dar bir sokakta zenginliğinden başka hiçbir şeyi
olmayan kibirli bir adamla karşılaşır. İkisinden biri
kenara çekilmedikçe geçmek mümkün değildir. Mağrur zengin, hor gördüğü filozofa:
- "Ben bir serserinin önünden kenara çekilmem" der. Diyojen,
kenara çekilerek gayet sakin şu karşılığı verir:
- "Ben çekilirim."
------------------------------------------------------------------------------
6. Meşhur bir filozofa:
- "Servet ayaklarınızın altında olduğu halde neden bu kadar
fakirsiniz?" diye sorulduğunda:
- "Ona ulaşmak için eğilmek lazım da ondan" demiş.

-----------------------------------------------------------------------------
7. Kulaklarının büyüklüğü ile ünlü Galile' ye hasımlarından biri:
- "Efendim" demiş, "Kulaklarınız, bir insan için biraz büyük değil mi?"
Galile: - "Doğru" demiş, "Benim kulaklarım bir insan için biraz
büyük ama, seninkiler bir eşek için fazla küçük sayılmaz mi?"


----------------------------------------------------------------------------
8. Bir toplantıda, bir genç Mehmet Akif' i küçük düşürmek ister:
- "Affedersiniz, siz veteriner misiniz?" Mehmet Akif hiç istifini
bozmadan şöyle yanıtlamış:
- "Evet, bir yeriniz mi ağrıyordu?"

------------------------------------------------------------------------------
9. Yavuz Sultan Selim, birçok Osmanlı padişahı gibi sefere
çıkacağı yerleri gizli tutarmış. Bir sefer hazırlığında, vezirlerinden biri
ısrarla seferin yapılacağı ülkeyi sorunca, Yavuz ona:
- "Sen sır saklamayı bilir misin?" diye sormuş. Vezir:
- "Evet hünkarım, bilirim" dediğinde, Yavuz cevabi yapıştırmış:
- "İyi, ben de bilirim."


-----------------------------------------------------------------------------
10. Bir filozofa sormuşlar: - "Şansa inanır mısınız?" Filozof:
- "Evet, yoksa sevmediğim insanların başarılarını neyle
açıklayabilirdim."


04-08-2008 09:09

 
1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | 10 | 11 | 12
Siz de Yazın