KIZILKOYUNLU |
|||||||||
| Nüfus: 453(2000 yılı nüfus sayımı) | |||||||||
|
|||||||||
|
|||||||||
Nevşehir'in Kozaklı ilçesinden göçetmişler. Türkmen aşiretine mensuplar. Kozaklı'da Kızılkoyunlular'ın hala ilişkileri olduğu akrabaları var. Gidip gelmeler devam ediyor. Eski İlçe Milli Eğitim Müdürü Cumali DAŞDEMİR de Kozaklı'nın Kızılkoyunlu mahallesinden. |
|||||||||
|
|||||||||
Kemalettin KOÇ, köye ilk yerleşen aileleri de şöyle saymaktadır: “Çoban olarak Emirdağ'dan Hacıoğulları denilen aile ile Ali İhtiyar ve Köseoğlu adında iki kardeş gelip köye yerleşmişler. Şebinkarahisar'dan Kara İmam adındaki biri, köyden Telli Ahmetgiller ailesine iç güveysi olarak katılıyor. Kozaklı Yağmurlu köyünden Türkmenoğlu adıyla anılan biri köyden evlenip buraya iç güveysi giriyor. Bir de Haymana Tatarlar'ından Alibala adında biri hizmetkar olarak gelmiş ve köyümüzden evlenerek buraya yerleşmiştir. Birinci Dünya Savaşı yıllarında 8 yaşındayken annesiyle göçedip köyümüze yerleşen ve Kıroğlu ailesine içgüveysi giren Ahmet ER, Ağrı Bölükbaşı köyünden Beko BÖLÜKBAŞI, Evci köyünden Nofel AKDOĞAN, Mustafa YILDIRIM, Cumhuriyet'in ilk yıllarında Balıkesir Bandırma Ilıca Nahiyesi Gökmusa köyünden İbrahim oğlu Süleyman ALTUNDAŞ, köyümüzden evlenip Kızılkoyunlu'ya yerleşen diğer aileler.” Köyün Arpalık mevkii sit alanı ilan edilmiş. Eski bir şehir merkezi görünümündeki viranelik, ören yeri. Tekke Boğazı denilen mevkide Aydul Baba Türbesi denilen bir yer var. Aydul Baba'nın hikayesini Kemalettin KOÇ şöyle anlatıyor: “Kurtuluş Savaşı sırasında Türk askerleri, köyümüzde Mıldir Hasan'ın evinin yanında karargah kurup yemek molası vermişler. Bizim köyün karşı tepesine mevzilenen Yunan askerleri ise, Karasüleymanlı Şerefli Gökgözü arasındaki Boğazincik denilen yerde bulunuyorlar. Karşılıklı top atışları esnasında köyün Tekke Boğazı mevkisinden sarıklı bir genç gelip oradaki bizim komutana “bir mermi de ben atayım!” diye ricada bulunur. Komutan da; “zaten bir top mermimiz kaldı. Verin onu da o atsın!” deyip top mermisini sarıklı gence attırtır. O mermi Yunan karargahının tam göbeğine isabet eder, Yunan askerleri etrafa kaçışmaya başlar. Bu olay, yaşlılarımızın anlatışına göre Yunan'ın bozguna uğramasının başlangıcı olmuş. Bizim komutan, karavana yemeklerini devirip askerlere Yunan askerlerini kovalattırmıştır. O genç, ondan sonra oradan kaybolur. O sarıklı adamın türbedeki şahıs olduğu söylenmektedir.” Köyde kalan nüfus 50-60 haneye dağılmış durumda. Haymana'da 150-200 hane civarında Kızılkoyunlu nüfus mevcut. Köyden ilçe merkezine göçü 1951 yılında Hüseyin Ağa başlatmış ve her geçen gün katlanarak bu göç devam etmiş. 150-200 hane kadar da yurtdışında, özellikle Hollanda ve Almanya'da yaşayan Kızılkoyunlu nüfus mevcut. Köyün suyu bol. Köyde, sebze ve meyvecilik yapılmaktadır. Haymana'daki Kızılkoyunlular'ın ekserisi memur ve çiftçi. Kızılkoyunlu'nun önemli bir özelliği de kadınlarının erkekler kadar cesur ve çalışkan olmaları. Sındıran'dan son 10-15 yılda çokça kızı gelin olarak almaları da ayrı bir özellikleri. Kızılkoyunlu'nun çevredeki Evci, Karasüleymanlı, Şerefli Gökgöz, Karahoca, Yamak, Çalış ve Gölbek'le yakın ilişkileri var. Bu köylerden çokça kız alıp vermişler. Köyde 3 kahvehane ve 1 bakkal var. Yeni camileri 1967 yapımı. Okullarında ilk beş sınıf 2 öğretmenle eğitim-öğretim sürdürülüyor. İkinci kademe öğrencileri ise Haymana merkezdeki Atatürk İlköğretim Okulu'na taşınmaktadır. Köy kahvesine varınca epeyce Kızılkoyunlu'nun orada toplandığını görüyor ve seviniyorum. İsmet ÖZDİL, Kemalettin KOÇ'tan farklı olarak Gölbek köyünün kendi köylerinden önce kurulduğunu söyleyip anlatmaya devam ediyor: “Gölbek, bizden önce kurulmuş. Yine çevredeki Karasüleymanlı köyü de bizden 17 sene evvel kurulmuş. Atalarımız Haymana yöresinde önce Yenice'nin Çelebi Yaylası'na, oradan da Alçı'ya ve oradan da İciler köyüne yerleşmişler. Buraya 2 hane olarak gelmişler(İki hane Kürt Memet ve Zartolar(Sümbüller), yanlarında Kölleler aileleri). Alçı'nın ağasının kızını bırakıp Gölbek'teki ağanın kızını alan Kürt Memet'in oğlu, Alçı ağası ile Kızılkoyunlu'ların arasının açılmasına sebep olur. Böylelikle eski bir Rum köyü olan buraya göçederler. Eski çeşmemiz, caminin yanındaki su kuyusu ve yine onun yanındaki ev eski Rumlar'dan günümüze kadar ulaşmıştır.” Köy meydanında, Rumlar'dan kaldıklarını söyledikleri çeşmelerinin üzerinde 1298/1882 tarihi yazılı. Bu çeşmelerinin ilginç bir de özelliği var. Yazın akıp kışın kuruyor. Bunun nedenini köylüler bir türlü çözememişler. Muhtarları Hami TÜMER de kahvehanede. Ondan da köyün sorunlarını dinliyorum: “Suyumuz yetersiz. Köyümüzde geçen ay altyapı(kanalizasyon) çalışması yapıldı. Görmüşsünüzdür, köy içi yollar çok kötü durumda.” Köyden pekçok öğretmen, polis yetiştiğini söylüyorlar. Bunların yanında Hüseyin Ağa, İsa ÖZCAN(doktor), Tayyar YURDAKUL (mühendis), Sadi BAŞARAN (mühendis), Yakup BAŞARAN (mühendis), Refik AYDIN (jeoloji mühendisi), Mustafa KOÇER (işadamı), Baki ADIGÜZEL (işadamı), Orhan TUNCER(Sağlık Bakanlığı'nda Şube Müdürü), Yurdanur ÇEKİÇ (Banka Müdürü), Burhanettin YAZAR (Devlet Tiyatroları Işık Şefi) gibi tanınmış kişilerin de köyden çıktığını ekliyorlar. |
|||||||||
| Hazırlayan : Enver YURTDAŞ enveryurtdas@mynet.com << Geri |