Köye ikinci gidişim. İlkin 25 Temmuz 2000'de bu köye gitmiş, o zamanki izlenimlerimi, almış olduğum bilgileri, not defterime şöyle kaydetmişim: “Çaldağ'ın arkasında kurulu güzel bir köy. Köyün ortasından bir dere akıyor. Köy halkı, Urfa Suruç ilçesinin Ziyaret köyünden göçetmiş. Şehan aşiretine mensup. Çevredeki B.Konakgörmez, Emirler Kesikkavak ve Eskişehir iline bağlı Mahmudiye ilçesinin Balçıkhisar köyleri de bu aşiretten. Köyde 40 hane yaşıyor. Haymana, Polatlı ve Bursa'da önemli ölçüde Esenköylü nüfus var. Yaklaşık olarak Haymana'da 30, Polatlı'da 100, Bursa'da ise 50 hane kadar köyden aile yaşamaktadır. Camileri 1308/1892 yapımı.”
Köye ikinci gidişim 19 Kasım 2005'te gerçekleşti. Köyün girişindeki evde duruyor ve oradaki hane sahibine “köyünüzle ilgilikimden bilgi alabilirim?” diye soruyorum. Bana, Hasan ÖZKÖK'ün evi gösteriliyor. Hasan ÖZKÖK'ün evine varıp kendisine geliş gayemi açıkladıktan sonra konuya giriyoruz. Kendisinden yukarıda edindiğim bilgilerin aynısını alıyorum. Hasan ÖZKÖK, daha fazla bilgi için Mehmet Baki YAZICI ile görüşmemin iyi olacağını söylüyor ve oğlunu onu çağırması için gönderiyor. Mehmet Baki YAZICI kısa bir süre sonra eve geliyor. Kendisinden önemli bilgiler alıyorum. Kendisi de köyünü, aşiretini araştırmış, bazı notlar almış. Hatta bu uğurda Urfa'dan geldikleri köy olan Ziyaret köyüne bundan 6 ay önce gitmiş. “Bizim köy evlad-ı resul” diyor Mehmet Baki YAZICI ve devam ediyor: “köyümüze ait ferman var. Bu ferman, aşiretimiz Haymana'da dört köye dağılınca yırtılıp 4 parça olarak her parçası bir köyde olacak şekilde taksim edilmiş. Urfa'dan çıkış tarihimiz kesin olarak belli değil.”
“Bizim aşiret Haymana yöresinde ilkin Karahoca köyündeki Terzi Çeşmesi denilen yere yerleşiyor. Orada Karahocalılar ile anlaşamayınca Polatlı'nın şimdiki adı Özyurt(Kürt Taciri) olan köyüne göçediyorlar. Burada Maşet Boğazı denilen mevkiye yerleşiyorlar. Buradan da oranın ağalarıyla kız alıp verme meselesi yüzünden araları açılınca kalkıp şimdiki yerlerimizi(Emirler Eski Çalış, Emirler Kesikkavak, Büyük Konakgörmez, Balçıkhisar (Eskişehir) yurt ediniyoruz. Maşet Boğazı'nda hala harabe ve mezarlarımız mevcut. Hatta bizim beşinci dedemiz Molla Bekir'in kabri Maşet Boğazında türbe halindedir. Oradaki çevre köyler, buraya “mezal-ı geda” derler. Şiddetli doğum sancısı çeken kadınlar için bu mezardan toprak getirtilip suyla şerbet yapılıyor ve içirtiliyor. Böylece gebe kadınların sancılarının hafiflediğine inanılıyor.”
“Köyün yüzde 70-80'i Molla Bekir'in çocuklarından çoğalmış. Bu aileler; Mal-ı Kıliye(Hacı İzzetoğulları), Mal-ı Mella(Mollaoğulları), Mal-ı Avurbışar(Pirinçoğulları), Mal-ı Çille (Şeyhresuloğulları). Geriye kalan aileler ise dışarıdan köyümüze çalışmaya gelip buradan evlenerek köyümüze karışmış ailelerdir.”
Köyün kurulduğu yer, eski bir yerleşim yeri. Son zamanlara kadar eski yerleşim yeri olduğunu gösterir pekçok harabe, kitabe mevcut olduğunu söylüyorlar. Hatta bir kilise kalıntısının 30-35 yıl öncesine kadar var olduğunu anlatıyorlar. Bu kilise kalıntısı ve diğer harabelerin üzerine evler yapılmış, taşları ev ve köprü yapımında kullanılmış. Bu taşlardan birinin köyün girişindeki köprünün yapımında kullanıldığını söyleyip o taşı bana gösteriyorlar.
Evde oturduğumuz topluluğa köy meydanındaki türbeden bahsediyorum ve hikayesini dinlemek istediğimi söylüyorum. Mehmet Baki YAZICI: “Köylülerimiz buraya yerleşmeden evvel bu türbe burada varmış. Türbeye ağzı eğilenler, yüz felci geçirenler uğrar, bir gece şu an oturduğumuz evde misafir kalır ve ertesi gün iyileşerek geri dönerler. Burada yatan hastayı geceleyin rüya halindeyken piri fani gelip sıvazlıyor ve sabaha kadar şifa buluyor.”
Ev sahibi Mustafa ÖZKÖK (h.1338/m.1922 doğumlu), bu şekilde evlerine misafir olup ertesi gün iyileşerek geri dönen pekçok hastaya şahit olduğunu ifade ediyor. Mustafa Amca, buraya gelen hastanın iyileşmesi için gerekli en önemli şartın; gelenin veya getirenin sağlam bir itikada sahip olması, abdest alıp burada yatmadan önce 2 rekat namaz kılması olduğunu söylüyor. Oradakiler, ağzı eğri olan ve burada şifa bularak iyileşen birine örnek olarak Çorumlu eski imamlarını gösteriyorlar.
Türbeye gelenler yanlarında adaklarını da getiriyor, bir kan akıtıyorlar.
Urfa Ziyaret köyünde de buradakine benzer bir türbe olduğunu ve çevreden pek çok insanın oradaki türbeye ziyarete gittiğini, oranın dolup taştığını, piknik, panayır yeri dönüştüğünü bizzat gördüğünü, hatta geçen Ramazan ayında Kanal 7 televizyonunun bu türbeyi ve gelenleri görüntülediğini söylüyor Mehmet Baki YAZICI. Oradaki türbede “Hanenin oğlu Ebu Müslim burada yatıyor” yazısı yazılı diyor.
Köyün adının neden Emirler olduğu sorusuna; “Bizim aşiret, Osmanlı'da dürüstlükleri, arabulucu yapıları ve evlad-ı resul olmalarıyla sözü çok geçen bir aşiret. O yüzden kendilerine emir unvanı verilmiştir. Emir, ayrıca başa sarılan sarık anlamındadır. Köyümüzün ilk adı buradan geliyor. Köyümüzün kurulduğu ilk yıllarda nesil bozulmasın diye uzun yıllar dışardan kız alıp verilmemiştir. Çarpılırız düşüncesiyle hırsızlarca mallarımız çalınmaz, çalınan davar ve ineklerimizin etleri yenilmezdi.”
Köyün adı 1984-1985 yıllarında Esenköy olarak değiştiriliyor. Sebebini yine o zaman aza olan Mehmet Baki YAZICI açıklıyor: “Köyümüzün ismi diğer Haymana köyleriyle (Emirler Kesikkavak, Çalış, Eski Kışla, Kesikkavak, Emirler Eski Çalış) karıştırılıyordu. Hatta bu yüzden Özel İdare'den bizim köy adına çıkan köprü yapım ödeneği Çalış köyüne gitmiş, en sonunda bu karışıklığa son vermek için köyün isminin değiştirilmesi kararı alınmıştır.”
Biz bunları konuşurken içeriye iki yaşlı amca giriyor. Camiden geldiklerini, cami cemaatının bu öğle ikisinden ibaret olduğunu söylüyor. Sami BULUT, çevredeki dört lisanı (Şeyhbızıni, Şehani, Tatarca ve Türkçe) da kendi anadili gibi bildiğini söylüyor.Kendisiyle Şehbızınice sohbet ediyoruz.
Yunan askerleri köylerinde 18 gün kalmış. Köylülerin tüm mal varlıklarına el koymuş, giderken ekinlerini yakmış. Yunan askeri karargahının da burada olduğunu, askeri hastanelerinin ise Soğulca köyünde olduğunu söylüyorlar.
Çanakkale Savaşı'na köyden 7 kişi gittiğini, bu kişilerin bir daha geri dönmeyip orada şehit olduklarını da söylüyorlar.
Muhtarları İlyas ALP, köye yaklaşık 3 km mesafedeki yaylaları Gülçeşme'de oturuyor. Kendisiyle görüşme imkanım olmadı.
İlköğretim okulları kapalı. Öğrenciler Haymana Merkez'deki Mahmut Hilmi Doğan İlköğretim Okulu'na taşınıyor.
Köyün yetiştirdiği bazı isimler: Abbas GÜÇLÜ(Gazeteci), Şeref KAYA (hakim), Ekrem YILDIZ (Avukat), Veysel TEKTÜRK(Avukat), Cafer TEKTÜRK(Kimya Mühendisi), Ahmet YAZICI (mimar), Tekin YILDIZ (Mimar), Bilal KURT (Adalet Bakanlığı'nda Uzman), Dağıstan AVCI(Komiser), İlhan KARACA (Bankacı), Ömer TETİK (Bankacı), Ramazan CİHAN (Sanatçı), Baki YAZICI (Siyasetçi), Özlem YILDIZ (Ziraat Mühendisi), Faruk BİLİC İ(İşadamı, Siyasetçi), Mehmet YILMAZ (Jeoloji Müh., Özel Dershane Sahibi), Sefa YILDIZ(öğretmen), Cihan ÖZGÜR(Öğretmen), Necla KARACA (Öğretmen), Memduh TEKTÜRK (Öğretmen), Sibel ÖZGÜR (Öğretmen) |