AHIRLIKUYU
Nüfus : -
İlçeye Uzaklık : -
İle Uzaklık : -
Muhtar : -
Çaldağ"ın dibinde kurulmuş, yemyeşil bir köy. Uzaktan kendisini bize hayran bırakan bu köye Osman ZOR ile vardığımızda(13/07/2005) konuşacak insan bulmakta zorlanıyoruz. Evlerinin güzelliği, sokakları, yeşilliğinin yanında bu köyün viraneye dönmüş hali bizi özüyor. Arabamla köyün taşlık sokaklarında turluyoruz. En sonunda camiye varıp oradaki oturaklara oturuyor ve izlenimlerimi bari yazayım diye tam kalemi elime almıştım ki caminin hemen karşısındaki avludan yaşlı bir amca görünüveriyor. Sevinçle onu yanımıza davet ettik, ancak işleri olduğunu söyleyerek bize: "bakın şu karşıki evde camiden yeni çıkıp çay içmeye gitmiş, orada toplanmış cemaat var. Oraya varın, ne bilgi istiyorsan onlardan alırsınız." deyip başından tatlı bir şekilde bizi savmaya çalışıyor. "Amca ayıp olmaz mı bizim oraya gitmemiz"" dememizle, "bizler Tatarız, misafirperveriz. Ayıp olmaz, gidin, gidin!" cevabını almamız bir oluyor.Amcanın adının Hacı Şükrü Mal olduğunu zoraki öğrenip söylediği eve varıyoruz.
Köyden Cemal Durukan, Enver Yüksel, Basri Tetik, İsmet Batur, Ekrem Kural, Nadir Çaldağ ve Erol Yüksel oturmuşlar, ikindi namazı sonrası çay sohbeti yapıyorlar. Bizi sıcak bir şekilde karşılıyorlar. Köyünüzle ilgili gazetede yazı yazacağım deyince Basri Amca; "mahsulü bekliyoruz. Geçen sene 310 bine sattığımız arpayı bu sene 250 bine satamıyoruz" diye dert yanıyor. "Biz buraya köyle ilgili bilgi almaya, tarihini, kuruluşunu, Sakarya Meydan Muharebesini sizlerden dinlemeye geldik." deyip amacımızı açıklıyoruz.
"Bu güzelim köyü neden terkedip gitmiş sizinkiler"" sorusuyla giriş yapıyorum. İçlerinden en yaşlıları Cemal Amca; "bizim burası eğitime çok önem verir. Çocuklarımızın daha iyi şartlarda eğitim görmelerini sağlamak için göçettik. Ben dahil burada gördüğün üç-beş kişi de köye mahsul için geldik. Aslında bizler köyde ikamet etmiyoruz. Mahsulü alıp tohum zamanı, ekinlerimizi ektikten sonra biz de Polatlı"daki evimize döneceğiz." Öğreniyoruz ki kışın köyde üç-beş kişi haricinde kimse kalmıyor. Hemen hemen herkesin Polatlı"da da evi var. Burada yazın çiftçilikten kazandıklarını, çocuklarına daha iyi bir gelecek sunabilmek için götürüp Polatlı"da harcıyorlar. Halkın geçimi, çiftçilik olmasına rağmen genelde iyi. Haymana köylerinin çoğunda eskiden beri tarla kiralayıp ekim biçim yapıyorlar. Her evde traktör var. Köyde ayrıca Tarım Kredi Kooperatifi de var. Haymana"ya resmi işleri haricinde pek uğramıyorlar. Ahırlıkuyu"nun bir özelliğini de "isim yanlışlıkları dışında mahkemelik pek işimiz olmaz." diye açıklıyor Ekrem Kural.
Köyün okulu öğrencisizlikten kapalı. Köydeki iki cami dikkatimi çekiyor. "Neden iki cami"" sorusuna, "eski camimiz toprak kayması sonucu hasar gördü. O yüzden eski camiye dokunmadan başka bir yere 1992 yılında yeni cami yaptırdık." cevabı veriliyor. Kadrolu imamları var.
Evleri güzel bir mimari ile yapılmış. Genellikle iki katlı, ikinci kata ahşap merdivenle çıkılıyor. Alt kat mahzen, üst kat oturma odası olarak kullanılıyor. Evlerinin duvarla çevrili geniş bir avlusu, avlusunda da güzel meyve ağaçları bulunmaktadır.
Köy halkı geleneklerine sıkı sıkıya bağlı. Kendi aralarında Tatarca konuşurlar. Çocuklarına da lise çağına vardıktan sonra anadillerini öğretmektedirler. Her ne kadar tadına bakmasak da bir dahaki gelişte haberli gitmek kaydıyla yemek sözünü aldığımız meşhur hamur yemekleri var: Köbecantik, Çiğbörek, Ögüz Böreği bunlardan birkaçı. Gençler Polatlı, Ankara ve Eskişehir"deki Kırım Dernekleri"nin faaliyetlerine katılmakta,dergilerini okumaktadırlar. Nadir Çaldağ, bu dergilerden bir iki tanesini getirip bize hediye ediyor.
Bölgedeki Kırım Türkleri"nin her sene bir araya gelip Hıdrellez Şenliklerine benzer, Tepreç Şenlikleri adını verdikleri festivaller düzenlediklerini de öğreniyoruz. Bu sene Eski Polatlı ve Gölbaşı ilçesinin Ballıkpınar köylerinde Tepreç Şenlikleri yapılmış. Her sene ayrı bir veya birkaç köyde düzenlenen şenliklerde Tatar güreşi, yöresel halk oyunu gösterileri ve yemek yarışmaları yapılmaktadır.
"Muhtar Bünyamin Tetik köyün tarihçesini daha iyi bilir. Seni ona götürelim" denilince bu güzel sohbeti, muhtarın evinde devam etmek üzere kesiyoruz. Muhtarın evinde soğuk bir ayran içip ferahlarken bir yandan da anlatılanları not ediyorum: "Köy halkı 1850"lerde Kırım"dan Rus Çarlık rejimince Romanya"ya sürgün edilir. 10-15 yıl kadar Romanya"da kalırlar. Daha sonra buralar da Rus hakimiyeti altına girince "Aktopraklar" deyip dedelerimiz Anadolu içlerine doğru göçederler. İlkin Eskişehir"e, oradan da bizlere devletçe gösterilen köylere yerleşiyoruz. Hicri 1303(m.1889)"da, şimdiki köyün bulunduğu yerin 1300 m. aşağısı, kuzeyi istikametinde Polatlı-Haymana yolu şösesinin altına dedelerimiz 6-7 aile olarak gelip konmuşlar. Şimdiki yere gelip yerleşmeleri 1906"da oluyor. Köyün kurulduğu yer üç-dört köyün merası imiş. Köyün ilk adı olarak Kırım"dan geldikleri yerin adı, Umidiye Bünyerti kullanılıyor. Daha sonra Bostanköyü ve Cumhuriyet"ten sonra da Ahırlıkuyu olarak kayıtlara geçiyor." Ahırlıkuyu isminin anlamı da Cemal Durukan şöyle açıklıyor: "köyün kurulduğu yerde bir kuyu varmış ve bu kuyunun üstünden su taşarmış. O yüzden buraya ilkin Akarlı Kuyu denilmiş. Zamanla kayıtlara Ahırlıkuyu olarak geçmiş." Cemal Durukan ayrıca çevredeki(Polatlı) Kırım"dan göçetmiş diğer köyleri şöyle sıralıyor: "Karayavşan, Karakuyu, Toydemir, Tatlıkuyu, Sakarya(Tırnaksız), Eski Polatlı, Taşpınar, Karapınar, Yenidoğan" ve ekliyor; "bu köylerin hepsi birlikte Kırım"dan göçedip buralara yerleştiler." Cemal Amca"ya Haymana"nın Tatar olarak bilinen Çayraz ve Cingirli köylerini sorduğum da; "onlar bizden farklı. Onlara Nogay Tatarları derler. Dillerimiz arasında da farklılıklar var." cevabını alıyorum.
Muhtarın anlatışına göre, Yunan askeri Ahırlıkuyu"ya girmemiş. "Köy, Türk ve Yunan mevzileri arasında kalmış. Türk askeri mevzileri köyün hemen sınırında yakın zamana kadar vardı. Yunan askeri Çaldağı"ndan inip Haymana"ya, oradan da Ankara"ya doğru ilerlemek istemiş, ancak Ahırlıkuyu sınırındaki Türk askerinin direnişiyle karşılaşınca güneydoğudan, Mangal Dağı"ndan Ankara"ya varmak üzere plan değiştirmişler".
Muhtar, köyün eğitime çok önem verdiği, şimdiki neslin en düşük eğitim düzeyinin lise olduğunu söylüyor ve ekliyor: "çeşitli devlet kademelerinde pek çok Ahırlıkuyulu doktor, hakim, pilot, subay, öğretmen var. Mesela Hakim Sedat ÇEVİK, Pilot Bülent DURUKAN, SSK Müfettişi Oktay UZUNOĞLU, Öğretmen Serdar TETİK, Pilot Üsteğmen Ersoy KURAL bunlardan birkaçı."
Köyden akşamüzeri ayrılırken yolda biri yaşlı iki bayan görüyoruz. Yanlarında durup "nereye gidiyorsunuz"" diye sorduğumuzda; "yürüyüşe çıktık!" diye yaşlı teyze cevap veriyor. Diğer köylerde görmediğimiz, kadınların rahat tavırlarını, sağlıklarına düşkünlüklerini, bunun için yürüyüş yapmalarını bu köyün bir başka özelliği olarak not ediyorum.
 
Hazırlayan : Enver YURTDAŞ
enveryurtdas@mynet.com

<< Geri